DOĞAL BOYUTLAR

Doğal boyutları sıralarken matematikten yardım alabiliriz, doğal sayıları kullanarak onları sıralayabiliriz. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve rakamların gidebildiği yere yani sonsuz sayıda boyuttan söz edebiliriz. Bu durumda evreni
n durmadan kendini yapılandırdığı sonucuyla da karşı karşıya kalabiliriz. Evrenimiz bildiğimiz çaptan milyonlarca ve hatta milyarlarca kat daha büyük bir olma olasılığı belirebilir. Kozmik ışımanın galaktik yoğunluktan kaynaklanabilme olasılığından tutunda, evrenin genişlemesine kadar bilinen olayların sorgulanmasıyla karşı karşıya kalabiliriz. Evrenin genişlemesi gibi daralabileceği bir galaktik bir mekanizma içinde olma olasılığı da belirebilir. Nedir bu doğal boyutlar diye merak ettiğinizin farkındayım. 
Tüm hareketliğin ve tüm boyutların içinde bulunduğu metafizik evreni yani sonsuzluğu sadece ve sadece mekan olarak düşündüğümüzde yani sonsuzluktan meydana gelmeyen yalnız sonsuzluğun içindeki enerji ve maddesel yapılar olarak kabul ettiğimiz zaman karşımıza boyutlarından meydana gelmiş bir yapı çıkmakta ve sonra boyutların meydana getirdiği devasa bir yapı belirmekte. Bu devasa yapının büyük olması ve kendini inşa etmesi durumu, bu maddesel yapının işgal ettiği metafizik alanda yani sonsuzlukta, bir anlamı ve kapladığı yerin bir önemi olmayabilir; çünkü sonsuzluk başı ve sonu olmayan, hiçbir yönün olmadığı mekan içinde mekan aramanın son bulduğu yer olarak ifade edebiliriz.
Sonsuzluk Bildiğimiz kurallarla açıklayamadığımız bir durumdur. Asla anlamamızın mümkün olmadığı bir yapı, her şeyin bizim tarafımızdan algılanma düşüncesi de yanlış bir düşünce olabilir, bildiğimiz evrende algılayamadığımız ilk yapı sonsuzlukla başlayabilir mi? 
Sonsuzluğun içindeki maddesel evren kendini sorgulamaya çok uzun zamanlar önce başladı. Kendi parçaları olan insanoğlunun vasıtasıyla geçmişini ve geleceğini sorguladı, teknolojide ilerleyen insanoğlu evrenin doğasını çözmeye çalışırken diğer taraftan da kendini sorguladı. Evreni araştırmak kendi parçalarımızı merak etmek gibi ise evrenin parçaları olan bizler evrenle aynı anlama geliyor olabilir miyiz? Sonsuzluğun anlaşılamaz olması, bu yapının anlaşılmazlık yapısıyla kendini donatılmış olması yüksek bir ihtimaldir. Yalnız maddesel evren algı sınırlarımız içinde bir durumdur. Maddesel evrenin Anlaşılır olması ileriki tarihlerde her türlü gelişmeye açık olması anlamına gelmektedir.
Maddesel boyutlardan açıklamaya çalışacağım yalnız sonsuzluğu mekan olarak kabul ederek, sığındığımız madde kapasitesinin işgal ettiği alan kabul ederek maddesel boyutları anlatmaya çalışacağım.4. BOYUT
Söz konusu olan 4. boyut zaman denilen olgu olabilir mi? eğer zaman 4.üncü boyut ise bu boyut nedir? Bu boyut algıladığımız bir boyut mu? Algılayabiliyorsak bu boyut nerededir? Algı sınırlarımız dışında ise farazi olarak nerede olabilir? Bu boyutta hayat olabilir mi? Bu boyutta neler yaşanmakta? Bu boyutta fizik kuralları farklı işliyor olabilir mi? Algı sınırlarımız dışında ise bizim bu boyutla ne ilgimiz olabilir? Gibi sorulara cevaplar arayacağız.
Zamandan söz ederken sadece bir anının varlığından söz ettik, evrenin her yerinde işleyen saatin sabit olduğunu burada ayrı bir zaman, başka yerde ayrı bir zamanın söz konusu olmadığını zaman olarak bilinen her şeyin aslında madde ve onun etkileriyle ilgili olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Eğer zaman bir boyut değilse 4. boyut ne olabilir? 
Teorisyenlerin söylemiyle yüksek enerjiden yararlanarak açılacak bir kurt deliğinden gidebileceğimiz başka bir boyut olabilir mi? Burada boyutların olup olmadığı sorgulanabilir, müdahale ederek değişme uğratabildiğimiz matematik destekli teorilerin söz ettiği boyutlar mı? Yoksa evrenin doğal yapısı gereği meydana gelen doğal boyutlar mı? Boyutlar anlatılırken bizim gibi hayatların boyutlarda olabileceği söylemi ne kadar doğrudur? Devamlı değindiğim doğal boyutlar nadir? Bunları sırasıyla anlatacağım.
İlk önce evrendeki doğal boyutlara değinmek istiyorum. Doğal boyut 1 boyutların bir araya gelerek oluşturdukları 2 boyut ve bu boyutların toplamı olan 3 boyutun meydana getirdiği bizim boyutumuz, bu toplamlar devam ederse 4 ve sırasıyla 5 ve bunun üstü boyutların evreni inşa olurken izlediği yol sonucu oluşmuş gerçek boyutlardır.
Evren kendini inşa ederken oluşmuş boyutlardan sadece biri olan 3 boyutta bulunmaktayız. 1 ve 2. inci alt boyutları kavramamızın nedeni ise bizim algı sınırlarımız içinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. 1.inci ve 2.inci boyutu kavrayabiliyoruz, bu boyutlar 3.üncü boyutu meydana getirdi. Öyleyse 3.üncü boyutun toplamı nedir? 3 boyutun toplamı sonucunda dördüncü, dördüncü boyutun toplamında beşinci, beşinci boyutun toplamında altıncı ve sürekli boyutlar toplanarak başka bir boyutları meydana getiriyor olabilir. Eğer boyutlar toplanarak başka boyutları meydana getiriyorsa, meydana gelen boyutlar nereye kadar devam edebilir hiç düşündünüz mü? 
Atomlardaki kesintisiz kararlılığa bakarsak durmadan sürekli büyüyen genişleyen bir evrendeyiz belki bunları algılamıyor olabiliriz ama tüm emareler evrenin sonsuzluk içinde yapılandığını göstermekte. Bu emareler arasında atomun bilinçli bir yapıya sahip olması ve kesintisiz bir kararlılıkla durmadan evrenin devinim halinde olması bulunmaktadır.
3 üncü boyutun toplamda 4.üncü boyutu meydana getirdiği açıktır, bu boyutlar doğal boyutlardır. Biz dördüncü boyutun oluşturanı olduğumuz halde neden dördüncü boyutu göremiyoruz? Dördüncü boyut evrenimizin neresinde olabilir? Yada evrenimiz dördüncü boyutun neresinde olabilir? 
Dördüncü boyutu algılayamamamızın başlıca nedeni dünyamızın, galaksimizin hatta evrenimizin dördüncü boyutta bir ayrıntının sadece bir parçası olmasından kaynaklanıyor olabilir mi? Bildiğimiz evrenimiz süper devasa yapılar içinde küçük ayrıntıda gizli olması dördüncü boyutu algılamamız önündeki en büyük engel olabilir.
Bu düşünceme göre algılayamadığımız evren bildiğimiz evrenden milyarlarca defa daha büyük ve o kadarda yaşlı olabilir. Acaba bir gün Dördüncü boyut görebilecek miyiz? Veya dördüncü boyutta yapılar nelerdir ve nasıldır? Dördüncü boyutu görme ihtimalimiz şöyle olabilir; kalbimizdeki bir su molekülünde bulunan bir hidrojen atomunun önce su molekülünden kopması ardından önce kalbin dışına sonrada vücudumuzun dışına çıkarak tüm vücudu resmedip kavramasıyla eş değerdir.
Yani İmkansıza yakın bir olaydır. Yalnız ileri teknolojiler bildiğimiz evrenin çapından büyük binlerce parçayı haritalayarak ve bunları bir araya getirerek resmi biraz görme ihtimalleri olabilir. Gerçek evren bilinenden milyarlarca kat daha büyük ve karmaşık olabilir, dünyamız, galaksimiz ve evrenimiz bu süper devasa yapıda nasıl bir parçanın ayrıntısı olabilir sorusu insanın kafasına takılabilir. Dördüncü boyutun bir parçasıyız ama onu algılayamıyoruz, bunun sebebi aşırı büyük bir mekanizmada olmamız olabilir mi? 
Bu durumu anladığımızda karadelikler ve evrenin genişlemesi gibi bilinen kozmik olaylara bakış açımız değişebilir mi? bilinen kozmik olaylar dördüncü boyutta sıradan olaylar olabilir mi? üst boyutta nasıl bir düzen olabilir, oralarda değişik formatlarda hayatlar da olabilir mi?
Evrenimiz dördüncü boyutta bir yapının parçası olabileceği gibi dördüncü boyuta özgü bir yaşam formatında devasa bir canlının bir ayrıntısında varlığını devam ettiriyor olabilir. Dördüncü boyutun bir parçası olduğumuz için bu yapıdaki yerimizle ilgili milyonlarca olasılık olabilir. 
Nasıl ki bir taş parçası bileşik atomlardan meydana gelmişse evrende çeşitli çapta gezegen, sistem ve galaksilerin toplamı olan kozmik çeşitlilikten meydana gelmiştir. Üst boyuttaki evrende bizim fizik kanunlarımız geçersiz bile olabilir evren saati ve zaman gibi algıların dışında kalan her şey farklı olabilir. Değişik fizik kuralları ile işleyen devasa yapılar ve değişik formata sahip hayat çeşitliği bu boyutta mevcut olabilir. 
Kendi boyutumuzda derinliği olmayan iki boyutlu bir objeyi algılayabiliriz, mesela bir fotoğrafı ele alırsak boy ve en vardır olmayan derinlik onu 2 boyutlu kılar. Tüm boyutların temeli olan 1.inci boyutu meydana getiren parçalar, atomu var eden alt birimler olabilir mi? laboratuar ortamında üç boyutlu gözlenebilen atomlar ve bazı alt parçacıklarını meydana getiren oluşturanlara doğal boyutta 1 boyut diyebiliriz miyiz?
Atomların mikroskop altında 3 boyutlu olarak gözlenmesi bunların üç boyutlu olduğu anlamına gelmez doğal bir ortamda atomun bizim için sonsuzluktaki noktalar gibi olması sebebiyle atomların sadece 1 boyutlu noktalar olduğunu düşünüyorum. Moleküllerin ise ancak iki boyutlu algılanabileceğini ve bu moleküllerin bir araya gelerek oluşturdukları maddenin de 3 boyutlu olduğu düşünüyorum. Bu durum bizim algıladığımız doğal boyutlardır.
Eğer yaşadığımız doğal ortam üç boyuttan meydana gelmiş ise bunun en önemli nedeni evrende 1.inci boyutun yapılandırdığı 2.inci boyutların yoğunluğuyla anlatabiliriz yalnız bu anlatılarımız boyutsal bir anlatıdır.
Tüm galaktik yoğunluğumuz algılayamadığımız bir yapının içinde, yani 4.üncü boyutta o boyuta özgü bir gezegenin oluşturanları arasında ve ayrıntılarında kalmış bir parçasının oluşturanı da olabilir. Ve bu boyuttaki bir çeşit yaşam formatının içinde kalmış bir oluşturan ve parça olma ihtimalide göz ardı edilmemelidir.
Diğer boyutlarda şekilsel anlamda daha görmediğimiz yapıların varlığı söz konusu olabileceği gibi yön olayının da farklı olabileceği ihtimali vardır. 3 boyutta bulunan doğal dört yön olduğunu biliyoruz, 4.üncü boyutta ise o boyuta özgü doğal yönlerin daha fazla olabilme ihtimali vardır.
Diğer boyutta farklı yaşam formatları olabileceğinden devamlı söz ettik, bu yaşam formatlarında nasıl bir yaşam sürmektedir ve şekilsel olarak nasıl olabilirler, bizim ölçü birimlerimizle ne kadar ömürleri vardır gibi sorular insanın aklına gelmektedir. Daha doğrusu var olduğunu bildiğimiz ama algılayamadığımız bir yapı hakkında insanın aklına takılan çok soru var.
Doğal boyutları anlatmaya çalışırken atomları 1.ci boyut, molekülleri 2.ci boyut, madde 3.cü boyut olarak anlatmıştım. Bu durumu böyle kabul etmeyebiliriz veya bu dediklerimde yanlış olabilir. Evreni oluşturan her şeyin 3 boyutlu olduğunu da kabul edebilirsiniz. Yalnız bunu unutmayalım ki bir boyutun eksikliği önce bizi bir tabaka gibi olan 2 boyuta indirgerdi, en veya boyun eksilmesi durumunda ise evren sadece 1 noktaya dönüşürdü. Boyutların toplamı bir başka boyutu meydana getirmekte evrenimizde doğal ortamda bulunmayan iki boyut 3 boyutun oluşturanlardır. 
Evrenimizi de 3.üncü boyutu kavrayabildiğimiz ortamları görebiliriz, 4 boyutun olmayacağını da dile getirebiliriz. Yalnız atomdaki bilinç ve evrenimizin düzenli bir şekilde devinim halinde olması yanında, toplamların başka yapılar oluşturması kaçınılmaz bir gerçektir. 3 boyuttan sonrada yüksek ihtimalle olabilecek boyut 4 üncü boyuttur.
Büyük patlamadan sonrasını düşünün atomlar üst üste değil de bir tabaka gibi uzay boşluğunda bir araya gelselerdi bugün var olan evrenden söz etme ihtimalimiz bile olamazdı. Evrende maddenin oluşumunda yani üç boyutun var olmasındaki iskelet yapıyı oluşturan boyutlar çok önemlidir. 
Evren sebep sonuç ilişkisi ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıdır. Ve bu yapının kendini durmadan inşa etmesi sonucu sonsuzlukta büyüyen bir yapıdan söz edebiliriz. Durmadan devam eden boyutların toplandığı ve yeni yapılar meydana getirdiği bir evrenden söz ediyorum. 3 toplamında 4, 4 ün toplamında 5 ve bu sayı giderek artıyor ama durmadan yeni boyutlar meydana geliyor. Bu boyutların sonu var mıdır sorusu sorulabilir. Durmadan kendini inşa eden bir evren, boyutların başka boyutlar meydana getirmesi, evrenin genişlemesi olarak algılanmamalı keza 3 boyutun genişlemesi 4 boyutta çok küçük çaptaki bir fiziki olayı gibi algılanabilir. 
3 Boyutlu evrenimiz sonsuzlukta bulunan 4.üncü boyutta kendi ölçü birimlerimizle anlatamayacağımız süper devasa bir kütlenin içinde olabilme ihtimalide yüksektir. Dünyada bulunan küçük bir kaya parçası ile evrende bulunan süper bir kütlede temel sayılabilecek, varlık nedenleri aynıdır. 
Elektromanyetik çekim kuvvetiyle birbirlerine bağlı atomlar gibi kütle çekim kuvvetiyle birbirine bağlı bir evren, küçüklük ve büyüklük farkları dışında hemen, hemen birbiri gibi ana prensiplerle hareket halinde olan, bildiğimiz ölçülerle anlatılamayacak kadar büyük bir evren. Belki dördüncü boyuttaki bağlayıcı kuvvet farklı olabilir ama sonuçta bu boyutu bir arada olması bilinen prensipleriyle çelişmemektedir. Elektromanyetik alan kuvveti ve kütle çekim gücünden farklı bir enerji veya güçle dördüncü boyuttaki yapılar birbirine bağlı olabilir.
Bizim ölçülerimizle anlatılmayacak maddesel süper devasa bir boyut 4.üncü boyut; bu boyutu toplanarak meydana getirmiş 3 boyutlu evreni düşünün, devasa dördüncü boyutu meydana getirmiş tüm parçaları bir hayal edin karşımıza bizim 3 boyutlu evrenimizin bilindiğinden milyarlarca kat büyük olduğu sonucu çıkmakta. 
Tüm doğal boyutları temeli sayılan 3 boyutun çok büyük bir çapta olduğu ve sonsuzlukta belki bizim için sonsuz gibi bir yapı modeli oluşturuyor olabilir. Yüz kattan oluşan bir binanın 3 katını düşünün. Bizim 3 boyutlu evrenimiz olan kat ve alt katlardaki komşularımız olan 1 ve 2 katlarda bulunan 1,inci ve 2,inci boyut oturmakta biz onları biliyoruz. Bir üst katımızda dördüncü boyut var o boyut bizi bilmekte yalnız biz o boyutun sadece varlığının farkındayız ve üstündeki katlarda kaç boyutun ikamet ettiğini bilmiyoruz 
Söz etiğim bina boyutların ikamet ettiği evren binası sonsuzluk dolaylarında nasıl yapıldığı ve projesi nasıl olduğu bilinmeyen, sonsuzluk sıradan ama bizim için inanılmayacak büyüklükte olan bir yapı. Girişi karanlık ve belirsiz bir bina sadece katların aydınlatması olan inanılmaz bir bina her kat çok karmaşık, ilginç ve bir o kadarda organize.
Üstümüzde olan tüm katları merak ediyoruz yalnız bir sorun var girişte bulunan 1 ve 2.inci katları iyi biliyoruz. Bu katlarda bulunan tüm odaları ve alanları iyi bilmemize rağmen kendi katımız olan 3 katı iyi bilmiyoruz hatta tek odasını bile tam olarak keşif edemediğimiz kendi katımız durmuşken üst katları merak etmemiz biraz düşündürücüdür. Demek ki ilkönce 3 boyutlu olan katımızı keşif etmemiz gerekiyor, belki kendi katımızı yani içinde bulunduğumuz doğal boyutu anlarsak belki o zaman üst katlarda neler olup bittiğini anlayabiliriz. 
İlk boyutların nasıl oluştuğundan başlayarak evrenin geçmişine gidelim, evrenin geçmişine giderken duracağımız bir sınır olan enerjinin sonsuzluğa akmasıyla başlayan sürece ve ondan sonrasını konuşalım, sadece ondan sonrası dememin sebebi ise öncenin bir muamma olduğunu ve bu muammanın evrenin bir sırrı olarak devamlı var olacağı gerçeğidir. 
Sonsuzluktan akan enerji ile oluşan ilk reaksiyonlar ve sonrası meydana gelen devasa kozmik patlamaların sonucunda madde ve enerjinin sonsuzlukta çok geniş çapta bir alana yayılmış. Enerji atom çeşitliliğini 1 boyut, sonrada kütle çekimi kuvvetinin etkisiyle 2 boyut ve 3 boyut meydana geldi. Atomlar oluşumundaki evrene tek boyut, atomların kütle çekim gücüyle elementlerin oluştuğu döneme 2 boyut, 2 boyutların bir araya gelmesiyle 3 boyut meydana geldi. 3 boyut olan evrenimizin dağınık olması başka üst boyutların olduğunun kanıtıdır. 
Eğer evren genişlemeseydi ne olurdu? üç boyutlu madde dağınık halde bulunmayıp hepsi bir arada olsa idi ne olurdu? Kütle çekimin gücüyle evrendeki maddesel yapının tümü bir araya toplansaydı ne olurdu? O zaman evren dediğimiz yapı süper devasa bir küreden oluşurdu ki şimdi ondan söz edemiyor olabilirdik. Demek ki evrenin genişlemesi sonucu parçalara ayrılan 3 boyut başka boyutları meydana getirdi. Şimdi ki genişleme üst boyutlardan sıradan bir olay olarak algılanabilir yalnız unutulmamalıdır ki evrendeki boyut oluşumunu sağlayan temelde genişleme şarttır.
Yapılan çalışmalarda evrenin önceki zamana göre giderek hızlı bir şekilde genişlediği gözlenmiş. Genişlemenin nedenini de karanlık enerjinin karşı çekim gücüyle meydana geldiğinden söz edilmekte öyleyse bu karanlık enerji ne olabilir? 
Acaba uzay boşluğu dediğimiz alanda fotonların ilerlemesini sağlayan satıh karanlık enerji olabilir mi? uzay boşluğu dediğimiz yerde ışığın hareket imkanı olması, uzayın boş olmadığı anlamına gelebilir mi? eğer gezegenlerin dışı boş değilse gerçek boşluk nerede diyebilirsiniz. Düşünceme göre evren tek bir zarın içindedir, zarın içinde hiçbir şey boş değildir yalnız zarın dışı gerçek manada boştur. Madde ve enerjinin sıfır olduğu yerdir; boşluk sadece ve sadece evrenin içinde bulunan zar mekanıdır; sonsuzluğun bir sınırı yoktur. Öyleyse evren zarının içinde bulanan boşluk olarak tabir ettiğimiz alanın içeriği nedir? Geçmiş bir yazım olan pasif aktif enerji ve evren yazımda evren zarı içinde bulunan maddesel yapıların aktif, maddesel yapının dışında bulunan boşluk dediğimiz yapının ise pasif enerjiden oluştuğunu anlatmaya çalışmıştım. 
Karanlık enerji dediğimiz enerji zarın içinde bulunan evrendeki boşluk olarak algıladığımız alanlarda olabilir mi? bu alanlara istiflenmiş bir çeşit enerji olabilir mi? eğer bir enerji çeşidiyse kaynağı nedir? bu değişik enerji Yoğunluğunun evrene etkileri var mı gibi sorulara beraber cevaplar arayacağız.
Öncelikle uzayda bulunan yıldız yoğunluğunu ele alalım, şimdi diyeceksiniz ki yıldız yoğunluğunun bu anlatılanla ne ilgisi olabilir? Yıldızlar evrenin ışıyan ışık küreleridir, ışıma ile birlikte evrene devamlı durmadan foton yayımı yaparlar, bu ısı ve ışık yayımıyla birlikte evrene radyasyon içeren alfa ve beta parçacıkları da yayılır. Bu foton yayımı öyle yoğundur ki sadece Samanyolu galaksisinde 300 milyar yıldız olduğunu bilinmekte, tüm evrendeki yıldız sayısı düşünüldüğünde ise ortaya yıldızların evrene yaydığı, ölçemeyeceğimiz ölçülerde bir enerji çıkmakta, peki bu enerjinin evrendeki görevi nedir?
Yıldızlardan yayılan yoğun ışıma ve radyasyon bir yerde büyük patlamanın etkilerinden sayılan yoğun radyasyonun asıl kaynağıdır, diğer yönden bu yoğunluk karadeliklerin yuttuğu aktif enerjinin kaynağıdır. Karadelikler yıldızlardan evrene yayılan aktif enerjiyi sindirirler ve bu aktif enerji karadeliklerde sonsuz parçalanma göstererek değişik formatta başka bir enerji halini alır bu enerjide boşluk dediğimiz alanda bulunan pasif enerjidir. Pasif enerji Yıldızlarda füzyon yanmanın gerçekleşmesini sağlayan bir enerji türüdür. Evrende iki çeşit enerji türü vardır. Madde ve enerji formatındaki aktif enerji ve bu enerjilerle beslenen karadeliklerin yutması sonucu oluşan pasif enerji. Bu iki enerji bir döngü içerisindedir. Kozmik santraller diyebileceğimiz pasif enerjiyi yakıp aktife çeviren yıldızlar, aktif enerji yutarak pasif enerji meydana getiren karadelikler evrende kozmik santral durumundadır. 
Bir döngüden söz edebiliriz, bu döngünün sonucunda evrendeki genişlemeyi bile etkileyen pasif enerjinin varlığı kaçınılmaz bir sonuçtur. Evrenin genişleme hızının zamanla daha artması, evrenin başlangıcında evren zarının içinde bu enerjinin azlığı anlatılabilir. Sonsuzluktan evren zarının içine akan saf enerji kendini atomik yapıların içinde istifleyerek aktif enerji durumunu almış ve sonucunda maddesel bir durum almıştır. 
Saf enerjiyi sonsuzluktan evren zarına taşıyan yapılar, enerjinin boyut değiştirmesiyle gerilerinde pasif enerjinin görevini görecek bir enerji türü bıraktılar, tabi ki zayıf bir enerjiydi ilk oluşan yıldızlar yüksek bir füzyon yanması gerçekleştiremediler. İlk dönemler zayıf bir pasif enerji görevini gören saf enerjinin geride bıraktığı bu kalıntılar, yıldızların yavaş bir şekilde yanmasını sağladı ilk dönemlerde daha karadelikler meydanda yoktu. 
Olmamasının sebebi yutulacak yoğun bir enerji türü foton ışımanın etkilerinin olması ile ilgilidir. Yavaş yanmayla evren zarı içinde birikmeye başlayan foton ışımanın etkileri proton, alfa ve beta parçacıklar sonucunda pasif enerji birikmeye başladı, saf enerjinin atomları meydana getirirken geride bıraktığı pasif enerji benzeri olan, ilk yıldızların yavaş bir füzyonla çalışmasını sağlayan enerji yok denecek dereceye geldi. Bir taraftan birikmeye başlayan foton ışıma yani aktif enerji diğer taraftan bu ışımanın sebebi olan yıldızlardaki füzyon yanmayı sağlayan pasif enerji. 
İlk dönemlerde denge bozulmak üzereydi pasif enerjinin tükenmesiyle yıldızlardaki füzyon yanma duracak hatta yeni başlayan genişleme duracaktı ki karadelikler denilen kozmik canavarlar devreye girmeye başladılar. Yıldızlar ve kozmik yapıların bir arada bulunduğu genç galaksilerin merkezinde oluşmaya başladılar. Karadelikler galaksilerde yıldızların üretmeye başladığı aktif enerjiyi yutarak pasif enerjiye dönüştürdüler. Bu sonucunda pasif enerji yine evren zarı içinde birikmeye başladı ve yıldızlardaki füzyon yanma daha seri bir şekilde olmaya başladı. Yıldızlar karadelikleren kaynaklanan pasif enerjiyle, karadeliklerde yıldızlardan kaynaklanan aktif enerjiyle çalışarak bir çeşit döngü oluşturmuş oldular. 
Yüzyılımızda yapılan bazı gözlemlerde karadeliklerin galaksileri bile yuttuğu gözlemlendi, bunun sebebi ise pasif enerjinin artması sonucu yıldızdaki füzyon yanmanın hızı giderek arttı ve yıldızsal yapıların giderek evrende çoğalması sonucunda pasif enerjinin çok tükendiği ve karadeliklerin bu dengeyi sağlamak için pasif enerjiyi fazla üretmesiyle anlatabiliriz. Pasif enerjinin yoğunluğu giderek artıyor diyebiliriz eğer evrenin genişleme hızı giderek artıyorsa bu artma evren zarı içindeki pasif enerji yoğunluğuyla anlatılabilir. 
Pasif enerji evren zarı içinde homojendir yalnız öyle bir enerjidir ki anti-kütlesel çekim etkisine de sahiptir diye biliriz. Bu genişlemenin sağlanmasıyla homojen şekilde büyüyen evren 3 boyutlu maddenin dağılımını sağlayarak 4 boyutu da meydana getirecek şartları oluşturmuştur.
Gezegenler arası boşluk, yıldızlar arası boşluk, galaksiler arası boşluk bizim gözlemleye bildiğimiz atomların içindeki boşluklar gibi olabilir mi? herhangi bir molekülü meydana getiren atomların çekirdeklerinin birbirine uzak olması ve atomların yoğun boşluktan meydana gelmesi, evrende bulunan yapılar arasındaki mesafeleri hatırlatıyor.
Evrende bulunan doğal üst boyutlarda meydana gelecek sıradan bir olay bize çok büyük bir kozmik olay olarak yansıyabilir mi? yada bizim kozmik olarak bildiğimiz yapılar 4 boyutta nasıl algılanıyor veya ne anlama geliyor diye insanın aklına bin bir türlü soru takılmakta. Karadeliklerin evrende yaptığı yıkımları hatırladığımda özellikle sağlık programlarında anlatılan ve bedenin moleküler yapısını tahrip eden üç veya dört atomdan meydana gelmiş serbest radikaller aklıma gelir, biri biyolojik bedende diğeri maddesel evrende yıkıma yol açıyor. İnsanı yaşlandıran ve yaşlandıkça yoğunlaşan bu faaliyet gibi karadeliklerde gittikçe evrende çoğalma göstererek evrenin sonunu getirebilirler mi? veya kardeliklerin çokluğu veya azlığı evrenin ömrünün yaşlı veya genç olduğunun kanıtı olabilir mi? Karadelikler ile serbest radikaller arasında bir bağ kurmak çok zor yalnız ikisinden birini duyduğumda aklıma diğeri gelir. 
Bilinen evrenin % 74 oranında karanlık enerjiden, % 22 oranında karanlık maddeden, % 4 oranında ise bildiğimiz maddeden meydana geldiği dile getirilmektedir. Karanlık enerji olarak bilinen enerjinin gerçekte karadeliklerde üretilen pasif enerji olduğunu anlatmaya çalışmıştım, karanlık enerji pasif enerji ise karanlık madde ne olabilir? Karanlık maddeyi kısaca söyle anlatabiliriz; karadeliklere çekilen aktif enerjinin pasif enerjiye dönüşümü esnasında tam olarak dönüşümü tamamlanamamış parçacıkların, evrende bir araya gelerek yarattıkları etkinin toplamı ‘’karanlık madde’’ olabilir. Karanlık madde, tamamen pasifsize olamadığından pasif enerjiden biraz daha yoğun olabilir. 
Öyleyse karanlık maddede pasif enerjiye yakın bir enerji türüdür veya karanlık maddeye pasif enerjinin bir türevi de diyebiliriz. Evrende maddeyi yapılandıran aktif enerji ile maddesel yapılıların dış sınırından başlayarak evren zarının dış sınırlarına kadar devam eden bölgede var olan pasif enerji evren için temel sayılabilecek önemli iki unsurdur. Evrende madde kütle çekim etkisiyle bir araya gelirken, pasif enerjinin yoğunlaştığı yerlerde ise anti-kütle çekim etkisi meydana getirebilmektedir. Sonsuzlukta evren zarı içinde bulunan aktif ve pasif enerjinin bir birine eşit oranlarda olduğunu düşünüyorum. Bu oran %50-50 gibi birbirine eşit değerlerdedir. Evren negatif ile pozitif gibi iki kutuplu bir enerjinin sonucunda bugün ki şartlara ulaşmıştır.
Genişleyen bir evren ve birbirinden dağınık olan 3 boyutlu kozmik yapılar diğer bir üst boyutun dayanaklarıdır; başka bir boyutun varlığı ise evrenin bilinenden çok büyük bir çapta hatta milyarlarca kat daha büyük olduğunun dayanağıdır. Doğal boyutumuz olan 3 boyutlu evrenimizde daha çok keşif edilecek yerin olduğunu ve ileride evrenle ilgili çok gizemin çözüleceğinden eminim.
Bu keşiflerin içinde başka yaşamların ve medeniyetlerin olabileceğini gerçeği de vardır. Uzak galaksilerde çok gelişmiş veya bize göre ilkel diyebileceğimiz medeniyetlerin mevcudiyeti kaçınılmazdır. Yalnız uzaklıktan dolayı belki hiçbir zaman diğer galaksilere gitme ve yetişme olanağımız olmayacak ama farklı yaşamların varlığı gözlemlenebilecek.
Yüz bin ışık yılı çapındaki galaksimizde belki baştan, başa aşılamayacak yalnız insanoğlu bugünkü bildiğimiz hızların çok üstünde giden uzay araçları yapabilecek ve ileriki zamanlarda galaksimizde durmadan gelişen ve genişleyen bir medeniyet kuracaktır. Dünyanın uzaydaki gözü olan Hubble teleskopunun aktardığı resimlerde uzayın sessiz bir o kadarda haşmetli olduğu dikkatimizi çekmekte. 
Dünyadaki hareketliliğinden dolayı meydana gelen sesleri düşündüğümüzde belki tüm uzayın böyle olduğunu düşünebiliriz. Heyecanla izlediğimiz bir maç sırasında seyircilerin bir ahenk içinde tezahüratlar yaparken tüm dünyanın hatta tüm evrenin bizleri duyduğunu düşünebiliriz. Maçın oynandığı sahadan kilometrelerce yukarıda muhteşem bir sessizliğin olduğunun farkında bile olmadan. Karanlık ve sessizlik evrenin iki gizemi gibidir; kızılötesi ve benzeri gözetleme teknikleri olmasaydı Samanyolu galaksisindeki bazı yıldız ışıklarını ve güneşin etrafımızdaki bazı gezegenlerin farkında olacaktık. 
Duygulanan, üzülen, heyecanlanan ve geçmişini, geleceğini sorgulayan bunun iktisabını yapan bir medeniyet oluşumuz bizi evrende çok farklı noktalara taşıyacaktır. Bu noktalar bir yerde evrensel düşünebilen insanlığın kuracağı medeniyetlerdir, bir yerde kendinden başka dünyada can bulan diğer tüm canlıların yaşamsal haklarına sonsuz bir saygıdır. bir yerde birbirinden ayrı ve farklı inanışlara sahip insanların bir çatı altında tek vücut olmalarıdır.
Bu Farklı noktalar ileride yaşam koşulları oluşturulacak gezegenlerde müsabaka yapan takımlara tezahürat edenlerin yine ataları gibi aynı heyecanı yaşamasıdır. Farklı noktalar geleceğimizin eşikleridir. Her türlü ölümcül silahın yasak olduğu bir zamandan söz ediyorum. Sen, ben ve biz fikrinin unutulduğu hepimiz dediğimiz hepimizin var olacağı bir insanlık olacak…
Düşüncelerimin bir ütopya olduğunu düşünebilirsiniz; gerçekleşemeyecek bir hayal gibide görebilirsiniz. Karmaşık durumları çözmekte ustalaştığımız dönemler mutlaka gelecek, teknolojideki ilerlememizi orantıladığımızda karşımıza çıkan sonuçların geleceğini düşünmek umut vericidir. Galaksiye yayılmış bir insanlık için gidilecek uzun yola çıkmışız bile ilerisi için şimdi planlar yapacak aşmada bulunmaktayız. 
Uzun bir yol, çok uzun bir yol şimdi yolun başında olabiliriz, yarın torunlarımız mutlaka dediğimiz hedefleri bulacak ve ileri hedeflerini geliştirerek yollarına devam edeceklerdir; sadece değişimin değişmediği bir evrende insanoğlu yoluna devam ederken içinde bulunduğu gerçek evini sonsuzluktaki yuvasını yani evrenini devamlı meraklı gözlerle bakıp araştıracak.
Turan Zengin

Fotoğraf: DOĞAL BOYUTLAR

Doğal boyutları sıralarken matematikten yardım alabiliriz, doğal sayıları kullanarak onları sıralayabiliriz. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve rakamların gidebildiği yere yani sonsuz sayıda boyuttan söz edebiliriz. Bu durumda evrenin durmadan kendini yapılandırdığı sonucuyla da karşı karşıya kalabiliriz. Evrenimiz bildiğimiz çaptan milyonlarca ve hatta milyarlarca kat daha büyük bir olma olasılığı belirebilir. 

Kozmik ışımanın galaktik yoğunluktan kaynaklanabilme olasılığından tutunda, evrenin genişlemesine kadar bilinen olayların sorgulanmasıyla karşı karşıya kalabiliriz. Evrenin genişlemesi gibi daralabileceği bir galaktik bir mekanizma içinde olma olasılığı da belirebilir. Nedir bu doğal boyutlar diye merak ettiğinizin farkındayım. 

Tüm hareketliğin ve tüm boyutların içinde bulunduğu metafizik evreni yani sonsuzluğu sadece ve sadece mekan olarak düşündüğümüzde yani sonsuzluktan meydana gelmeyen yalnız sonsuzluğun içindeki enerji ve maddesel yapılar olarak kabul ettiğimiz zaman karşımıza boyutlarından meydana gelmiş bir yapı çıkmakta ve sonra boyutların meydana getirdiği devasa bir yapı belirmekte. Bu devasa yapının büyük olması ve kendini inşa etmesi durumu, bu maddesel yapının işgal ettiği metafizik alanda yani sonsuzlukta, bir anlamı ve kapladığı yerin bir önemi olmayabilir; çünkü sonsuzluk başı ve sonu olmayan, hiçbir yönün olmadığı mekan içinde mekan aramanın son bulduğu yer olarak ifade edebiliriz.
 
Sonsuzluk Bildiğimiz kurallarla açıklayamadığımız bir durumdur. Asla anlamamızın mümkün olmadığı bir yapı, her şeyin bizim tarafımızdan algılanma düşüncesi de yanlış bir düşünce olabilir, bildiğimiz evrende algılayamadığımız ilk yapı sonsuzlukla başlayabilir mi? 

Sonsuzluğun içindeki maddesel evren kendini sorgulamaya çok uzun zamanlar önce başladı. Kendi parçaları olan insanoğlunun vasıtasıyla geçmişini ve geleceğini sorguladı, teknolojide ilerleyen insanoğlu evrenin doğasını çözmeye çalışırken diğer taraftan da kendini sorguladı. Evreni araştırmak kendi parçalarımızı merak etmek gibi ise evrenin parçaları olan bizler evrenle aynı anlama geliyor olabilir miyiz? Sonsuzluğun anlaşılamaz olması, bu yapının anlaşılmazlık yapısıyla kendini donatılmış olması yüksek bir ihtimaldir. Yalnız maddesel evren algı sınırlarımız içinde bir durumdur. Maddesel evrenin Anlaşılır olması ileriki tarihlerde her türlü gelişmeye açık olması anlamına gelmektedir.
 
Maddesel boyutlardan açıklamaya çalışacağım yalnız sonsuzluğu mekan olarak kabul ederek, sığındığımız madde kapasitesinin işgal ettiği alan kabul ederek maddesel boyutları anlatmaya çalışacağım.
 
4. BOYUT
 
Söz konusu olan 4. boyut zaman denilen olgu olabilir mi? eğer zaman 4.üncü boyut ise bu boyut nedir? Bu boyut algıladığımız bir boyut mu? Algılayabiliyorsak bu boyut nerededir? Algı sınırlarımız dışında ise farazi olarak nerede olabilir? Bu boyutta hayat olabilir mi? Bu boyutta neler yaşanmakta? Bu boyutta fizik kuralları farklı işliyor olabilir mi? Algı sınırlarımız dışında ise bizim bu boyutla ne ilgimiz olabilir? Gibi sorulara cevaplar arayacağız.
 
Zamandan söz ederken sadece bir anının varlığından söz ettik, evrenin her yerinde işleyen saatin sabit olduğunu burada ayrı bir zaman, başka yerde ayrı bir zamanın söz konusu olmadığını zaman olarak bilinen her şeyin aslında madde ve onun etkileriyle ilgili olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Eğer zaman bir boyut değilse 4. boyut ne olabilir? 

Teorisyenlerin söylemiyle yüksek enerjiden yararlanarak açılacak bir kurt deliğinden gidebileceğimiz başka bir boyut olabilir mi? Burada boyutların olup olmadığı sorgulanabilir, müdahale ederek değişme uğratabildiğimiz matematik destekli teorilerin söz ettiği boyutlar mı? Yoksa evrenin doğal yapısı gereği meydana gelen doğal boyutlar mı? Boyutlar anlatılırken bizim gibi hayatların boyutlarda olabileceği söylemi ne kadar doğrudur? Devamlı değindiğim doğal boyutlar nadir? Bunları sırasıyla anlatacağım.
 
İlk önce evrendeki doğal boyutlara değinmek istiyorum. Doğal boyut 1 boyutların bir araya gelerek oluşturdukları 2 boyut ve bu boyutların toplamı olan 3 boyutun meydana getirdiği bizim boyutumuz, bu toplamlar devam ederse 4 ve sırasıyla 5 ve bunun üstü boyutların evreni inşa olurken izlediği yol sonucu oluşmuş gerçek boyutlardır.
 
Evren kendini inşa ederken oluşmuş boyutlardan sadece biri olan 3 boyutta bulunmaktayız. 1 ve 2. inci alt boyutları kavramamızın nedeni ise bizim algı sınırlarımız içinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. 1.inci ve 2.inci boyutu kavrayabiliyoruz, bu boyutlar 3.üncü boyutu meydana getirdi. Öyleyse 3.üncü boyutun toplamı nedir? 3 boyutun toplamı sonucunda dördüncü, dördüncü boyutun toplamında beşinci, beşinci boyutun toplamında altıncı ve sürekli boyutlar toplanarak başka bir boyutları meydana getiriyor olabilir. Eğer boyutlar toplanarak başka boyutları meydana getiriyorsa, meydana gelen boyutlar nereye kadar devam edebilir hiç düşündünüz mü? 

Atomlardaki kesintisiz kararlılığa bakarsak durmadan sürekli büyüyen genişleyen bir evrendeyiz belki bunları algılamıyor olabiliriz ama tüm emareler evrenin sonsuzluk içinde yapılandığını göstermekte. Bu emareler arasında atomun bilinçli bir yapıya sahip olması ve kesintisiz bir kararlılıkla durmadan evrenin devinim halinde olması bulunmaktadır.
 
3 üncü boyutun toplamda 4.üncü boyutu meydana getirdiği açıktır, bu boyutlar doğal boyutlardır. Biz dördüncü boyutun oluşturanı olduğumuz halde neden dördüncü boyutu göremiyoruz? Dördüncü boyut evrenimizin neresinde olabilir? Yada evrenimiz dördüncü boyutun neresinde olabilir? 

Dördüncü boyutu algılayamamamızın başlıca nedeni dünyamızın, galaksimizin hatta evrenimizin dördüncü boyutta bir ayrıntının sadece bir parçası olmasından kaynaklanıyor olabilir mi? Bildiğimiz evrenimiz süper devasa yapılar içinde küçük ayrıntıda gizli olması dördüncü boyutu algılamamız önündeki en büyük engel olabilir.
Bu düşünceme göre algılayamadığımız evren bildiğimiz evrenden milyarlarca defa daha büyük ve o kadarda yaşlı olabilir. 

Acaba bir gün Dördüncü boyut görebilecek miyiz? Veya dördüncü boyutta yapılar nelerdir ve nasıldır? Dördüncü boyutu görme ihtimalimiz şöyle olabilir; kalbimizdeki bir su molekülünde bulunan bir hidrojen atomunun önce su molekülünden kopması ardından önce kalbin dışına sonrada vücudumuzun dışına çıkarak tüm vücudu resmedip kavramasıyla eş değerdir.
 Yani İmkansıza yakın bir olaydır. Yalnız ileri teknolojiler bildiğimiz evrenin çapından büyük binlerce parçayı haritalayarak ve bunları bir araya getirerek resmi biraz görme ihtimalleri olabilir. 

Gerçek evren bilinenden milyarlarca kat daha büyük ve karmaşık olabilir, dünyamız, galaksimiz ve evrenimiz bu süper devasa yapıda nasıl bir parçanın ayrıntısı olabilir sorusu insanın kafasına takılabilir. Dördüncü boyutun bir parçasıyız ama onu algılayamıyoruz, bunun sebebi aşırı büyük bir mekanizmada olmamız olabilir mi? 

Bu durumu anladığımızda karadelikler ve evrenin genişlemesi gibi bilinen kozmik olaylara bakış açımız değişebilir mi? bilinen kozmik olaylar dördüncü boyutta sıradan olaylar olabilir mi? üst boyutta nasıl bir düzen olabilir, oralarda değişik formatlarda hayatlar da olabilir mi?
 
Evrenimiz dördüncü boyutta bir yapının parçası olabileceği gibi dördüncü boyuta özgü bir yaşam formatında devasa bir canlının bir ayrıntısında varlığını devam ettiriyor olabilir. Dördüncü boyutun bir parçası olduğumuz için bu yapıdaki yerimizle ilgili milyonlarca olasılık olabilir. 

Nasıl ki bir taş parçası bileşik atomlardan meydana gelmişse evrende çeşitli çapta gezegen, sistem ve galaksilerin toplamı olan kozmik çeşitlilikten meydana gelmiştir. Üst boyuttaki evrende bizim fizik kanunlarımız geçersiz bile olabilir evren saati ve zaman gibi algıların dışında kalan her şey farklı olabilir. Değişik fizik kuralları ile işleyen devasa yapılar ve değişik formata sahip hayat çeşitliği bu boyutta mevcut olabilir. 

Kendi boyutumuzda derinliği olmayan iki boyutlu bir objeyi algılayabiliriz, mesela bir fotoğrafı ele alırsak boy ve en vardır olmayan derinlik onu 2 boyutlu kılar. Tüm boyutların temeli olan 1.inci boyutu meydana getiren parçalar, atomu var eden alt birimler olabilir mi? laboratuar ortamında üç boyutlu gözlenebilen atomlar ve bazı alt parçacıklarını meydana getiren oluşturanlara doğal boyutta 1 boyut diyebiliriz miyiz?
 
Atomların mikroskop altında 3 boyutlu olarak gözlenmesi bunların üç boyutlu olduğu anlamına gelmez doğal bir ortamda atomun bizim için sonsuzluktaki noktalar gibi olması sebebiyle atomların sadece 1 boyutlu noktalar olduğunu düşünüyorum. Moleküllerin ise ancak iki boyutlu algılanabileceğini ve bu moleküllerin bir araya gelerek oluşturdukları maddenin de 3 boyutlu olduğu düşünüyorum. Bu durum bizim algıladığımız doğal boyutlardır.
 
Eğer yaşadığımız doğal ortam üç boyuttan meydana gelmiş ise bunun en önemli nedeni evrende 1.inci boyutun yapılandırdığı 2.inci boyutların yoğunluğuyla anlatabiliriz yalnız bu anlatılarımız boyutsal bir anlatıdır.
 
Tüm galaktik yoğunluğumuz algılayamadığımız bir yapının içinde, yani 4.üncü boyutta o boyuta özgü bir gezegenin oluşturanları arasında ve ayrıntılarında kalmış bir parçasının oluşturanı da olabilir. Ve bu boyuttaki bir çeşit yaşam formatının içinde kalmış bir oluşturan ve parça olma ihtimalide göz ardı edilmemelidir.
 
Diğer boyutlarda şekilsel anlamda daha görmediğimiz yapıların varlığı söz konusu olabileceği gibi yön olayının da farklı olabileceği ihtimali vardır. 3 boyutta bulunan doğal dört yön olduğunu biliyoruz, 4.üncü boyutta ise o boyuta özgü doğal yönlerin daha fazla olabilme ihtimali vardır.
 
Diğer boyutta farklı yaşam formatları olabileceğinden devamlı söz ettik, bu yaşam formatlarında nasıl bir yaşam sürmektedir ve şekilsel olarak nasıl olabilirler, bizim ölçü birimlerimizle ne kadar ömürleri vardır gibi sorular insanın aklına gelmektedir. Daha doğrusu var olduğunu bildiğimiz ama algılayamadığımız bir yapı hakkında insanın aklına takılan çok soru var.
 
Doğal boyutları anlatmaya çalışırken atomları 1.ci boyut, molekülleri 2.ci boyut, madde 3.cü boyut olarak anlatmıştım. Bu durumu böyle kabul etmeyebiliriz veya bu dediklerimde yanlış olabilir. Evreni oluşturan her şeyin 3 boyutlu olduğunu da kabul edebilirsiniz. Yalnız bunu unutmayalım ki bir boyutun eksikliği önce bizi bir tabaka gibi olan 2 boyuta indirgerdi, en veya boyun eksilmesi durumunda ise evren sadece 1 noktaya dönüşürdü. Boyutların toplamı bir başka boyutu meydana getirmekte evrenimizde doğal ortamda bulunmayan iki boyut 3 boyutun oluşturanlardır. 

Evrenimizi de 3.üncü boyutu kavrayabildiğimiz ortamları görebiliriz, 4 boyutun olmayacağını da dile getirebiliriz. Yalnız atomdaki bilinç ve evrenimizin düzenli bir şekilde devinim halinde olması yanında, toplamların başka yapılar oluşturması kaçınılmaz bir gerçektir. 3 boyuttan sonrada yüksek ihtimalle olabilecek boyut 4 üncü boyuttur.
 
Büyük patlamadan sonrasını düşünün atomlar üst üste değil de bir tabaka gibi uzay boşluğunda bir araya gelselerdi bugün var olan evrenden söz etme ihtimalimiz bile olamazdı. Evrende maddenin oluşumunda yani üç boyutun var olmasındaki iskelet yapıyı oluşturan boyutlar çok önemlidir. 

Evren sebep sonuç ilişkisi ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıdır. Ve bu yapının kendini durmadan inşa etmesi sonucu sonsuzlukta büyüyen bir yapıdan söz edebiliriz. Durmadan devam eden boyutların toplandığı ve yeni yapılar meydana getirdiği bir evrenden söz ediyorum. 3 toplamında 4, 4 ün toplamında 5 ve bu sayı giderek artıyor ama durmadan yeni boyutlar meydana geliyor. Bu boyutların sonu var mıdır sorusu sorulabilir. Durmadan kendini inşa eden bir evren, boyutların başka boyutlar meydana getirmesi, evrenin genişlemesi olarak algılanmamalı keza 3 boyutun genişlemesi 4 boyutta çok küçük çaptaki bir fiziki olayı gibi algılanabilir. 

3 Boyutlu evrenimiz sonsuzlukta bulunan 4.üncü boyutta kendi ölçü birimlerimizle anlatamayacağımız süper devasa bir kütlenin içinde olabilme ihtimalide yüksektir. Dünyada bulunan küçük bir kaya parçası ile evrende bulunan süper bir kütlede temel sayılabilecek, varlık nedenleri aynıdır. 

Elektromanyetik çekim kuvvetiyle birbirlerine bağlı atomlar gibi kütle çekim kuvvetiyle birbirine bağlı bir evren, küçüklük ve büyüklük farkları dışında hemen, hemen birbiri gibi ana prensiplerle hareket halinde olan, bildiğimiz ölçülerle anlatılamayacak kadar büyük bir evren. Belki dördüncü boyuttaki bağlayıcı kuvvet farklı olabilir ama sonuçta bu boyutu bir arada olması bilinen prensipleriyle çelişmemektedir. Elektromanyetik alan kuvveti ve kütle çekim gücünden farklı bir enerji veya güçle dördüncü boyuttaki yapılar birbirine bağlı olabilir.
 
Bizim ölçülerimizle anlatılmayacak maddesel süper devasa bir boyut 4.üncü boyut; bu boyutu toplanarak meydana getirmiş 3 boyutlu evreni düşünün, devasa dördüncü boyutu meydana getirmiş tüm parçaları bir hayal edin karşımıza bizim 3 boyutlu evrenimizin bilindiğinden milyarlarca kat büyük olduğu sonucu çıkmakta. 

Tüm doğal boyutları temeli sayılan 3 boyutun çok büyük bir çapta olduğu ve sonsuzlukta belki bizim için sonsuz gibi bir yapı modeli oluşturuyor olabilir. Yüz kattan oluşan bir binanın 3 katını düşünün. Bizim 3 boyutlu evrenimiz olan kat ve alt katlardaki komşularımız olan 1 ve 2 katlarda bulunan 1,inci ve 2,inci boyut oturmakta biz onları biliyoruz. Bir üst katımızda dördüncü boyut var o boyut bizi bilmekte yalnız biz o boyutun sadece varlığının farkındayız ve üstündeki katlarda kaç boyutun ikamet ettiğini bilmiyoruz 

Söz etiğim bina boyutların ikamet ettiği evren binası sonsuzluk dolaylarında nasıl yapıldığı ve projesi nasıl olduğu bilinmeyen, sonsuzluk sıradan ama bizim için inanılmayacak büyüklükte olan bir yapı. Girişi karanlık ve belirsiz bir bina sadece katların aydınlatması olan inanılmaz bir bina her kat çok karmaşık, ilginç ve bir o kadarda organize.
 
Üstümüzde olan tüm katları merak ediyoruz yalnız bir sorun var girişte bulunan 1 ve 2.inci katları iyi biliyoruz. Bu katlarda bulunan tüm odaları ve alanları iyi bilmemize rağmen kendi katımız olan 3 katı iyi bilmiyoruz hatta tek odasını bile tam olarak keşif edemediğimiz kendi katımız durmuşken üst katları merak etmemiz biraz düşündürücüdür. Demek ki ilkönce 3 boyutlu olan katımızı keşif etmemiz gerekiyor, belki kendi katımızı yani içinde bulunduğumuz doğal boyutu anlarsak belki o zaman üst katlarda neler olup bittiğini anlayabiliriz. 

İlk boyutların nasıl oluştuğundan başlayarak evrenin geçmişine gidelim, evrenin geçmişine giderken duracağımız bir sınır olan enerjinin sonsuzluğa akmasıyla başlayan sürece ve ondan sonrasını konuşalım, sadece ondan sonrası dememin sebebi ise öncenin bir muamma olduğunu ve bu muammanın evrenin bir sırrı olarak devamlı var olacağı gerçeğidir. 

Sonsuzluktan akan enerji ile oluşan ilk reaksiyonlar ve sonrası meydana gelen devasa kozmik patlamaların sonucunda madde ve enerjinin sonsuzlukta çok geniş çapta bir alana yayılmış. Enerji atom çeşitliliğini 1 boyut, sonrada kütle çekimi kuvvetinin etkisiyle 2 boyut ve 3 boyut meydana geldi. Atomlar oluşumundaki evrene tek boyut, atomların kütle çekim gücüyle elementlerin oluştuğu döneme 2 boyut, 2 boyutların bir araya gelmesiyle 3 boyut meydana geldi. 3 boyut olan evrenimizin dağınık olması başka üst boyutların olduğunun kanıtıdır. 

Eğer evren genişlemeseydi ne olurdu? üç boyutlu madde dağınık halde bulunmayıp hepsi bir arada olsa idi ne olurdu? Kütle çekimin gücüyle evrendeki maddesel yapının tümü bir araya toplansaydı ne olurdu? O zaman evren dediğimiz yapı süper devasa bir küreden oluşurdu ki şimdi ondan söz edemiyor olabilirdik. Demek ki evrenin genişlemesi sonucu parçalara ayrılan 3 boyut başka boyutları meydana getirdi. Şimdi ki genişleme üst boyutlardan sıradan bir olay olarak algılanabilir yalnız unutulmamalıdır ki evrendeki boyut oluşumunu sağlayan temelde genişleme şarttır.
 Yapılan çalışmalarda evrenin önceki zamana göre giderek hızlı bir şekilde genişlediği gözlenmiş. Genişlemenin nedenini de karanlık enerjinin karşı çekim gücüyle meydana geldiğinden söz edilmekte öyleyse bu karanlık enerji ne olabilir? 

Acaba uzay boşluğu dediğimiz alanda fotonların ilerlemesini sağlayan satıh karanlık enerji olabilir mi? uzay boşluğu dediğimiz yerde ışığın hareket imkanı olması, uzayın boş olmadığı anlamına gelebilir mi? eğer gezegenlerin dışı boş değilse gerçek boşluk nerede diyebilirsiniz. Düşünceme göre evren tek bir zarın içindedir, zarın içinde hiçbir şey boş değildir yalnız zarın dışı gerçek manada boştur. Madde ve enerjinin sıfır olduğu yerdir; boşluk sadece ve sadece evrenin içinde bulunan zar mekanıdır; sonsuzluğun bir sınırı yoktur. Öyleyse evren zarının içinde bulanan boşluk olarak tabir ettiğimiz alanın içeriği nedir? Geçmiş bir yazım olan pasif aktif enerji ve evren yazımda evren zarı içinde bulunan maddesel yapıların aktif, maddesel yapının dışında bulunan boşluk dediğimiz yapının ise pasif enerjiden oluştuğunu anlatmaya çalışmıştım. 

Karanlık enerji dediğimiz enerji zarın içinde bulunan evrendeki boşluk olarak algıladığımız alanlarda olabilir mi? bu alanlara istiflenmiş bir çeşit enerji olabilir mi? eğer bir enerji çeşidiyse kaynağı nedir? bu değişik enerji Yoğunluğunun evrene etkileri var mı gibi sorulara beraber cevaplar arayacağız.
 
Öncelikle uzayda bulunan yıldız yoğunluğunu ele alalım, şimdi diyeceksiniz ki yıldız yoğunluğunun bu anlatılanla ne ilgisi olabilir? Yıldızlar evrenin ışıyan ışık küreleridir, ışıma ile birlikte evrene devamlı durmadan foton yayımı yaparlar, bu ısı ve ışık yayımıyla birlikte evrene radyasyon içeren alfa ve beta parçacıkları da yayılır. Bu foton yayımı öyle yoğundur ki sadece Samanyolu galaksisinde 300 milyar yıldız olduğunu bilinmekte, tüm evrendeki yıldız sayısı düşünüldüğünde ise ortaya yıldızların evrene yaydığı, ölçemeyeceğimiz ölçülerde bir enerji çıkmakta, peki bu enerjinin evrendeki görevi nedir?
 
Yıldızlardan yayılan yoğun ışıma ve radyasyon bir yerde büyük patlamanın etkilerinden sayılan yoğun radyasyonun asıl kaynağıdır, diğer yönden bu yoğunluk karadeliklerin yuttuğu aktif enerjinin kaynağıdır. 

Karadelikler yıldızlardan evrene yayılan aktif enerjiyi sindirirler ve bu aktif enerji karadeliklerde sonsuz parçalanma göstererek değişik formatta başka bir enerji halini alır bu enerjide boşluk dediğimiz alanda bulunan pasif enerjidir. Pasif enerji Yıldızlarda füzyon yanmanın gerçekleşmesini sağlayan bir enerji türüdür. Evrende iki çeşit enerji türü vardır. Madde ve enerji formatındaki aktif enerji ve bu enerjilerle beslenen karadeliklerin yutması sonucu oluşan pasif enerji. Bu iki enerji bir döngü içerisindedir. Kozmik santraller diyebileceğimiz pasif enerjiyi yakıp aktife çeviren yıldızlar, aktif enerji yutarak pasif enerji meydana getiren karadelikler evrende kozmik santral durumundadır. 

Bir döngüden söz edebiliriz, bu döngünün sonucunda evrendeki genişlemeyi bile etkileyen pasif enerjinin varlığı kaçınılmaz bir sonuçtur. Evrenin genişleme hızının zamanla daha artması, evrenin başlangıcında evren zarının içinde bu enerjinin azlığı anlatılabilir. Sonsuzluktan evren zarının içine akan saf enerji kendini atomik yapıların içinde istifleyerek aktif enerji durumunu almış ve sonucunda maddesel bir durum almıştır. 

Saf enerjiyi sonsuzluktan evren zarına taşıyan yapılar, enerjinin boyut değiştirmesiyle gerilerinde pasif enerjinin görevini görecek bir enerji türü bıraktılar, tabi ki zayıf bir enerjiydi ilk oluşan yıldızlar yüksek bir füzyon yanması gerçekleştiremediler. İlk dönemler zayıf bir pasif enerji görevini gören saf enerjinin geride bıraktığı bu kalıntılar, yıldızların yavaş bir şekilde yanmasını sağladı ilk dönemlerde daha karadelikler meydanda yoktu. 

Olmamasının sebebi yutulacak yoğun bir enerji türü foton ışımanın etkilerinin olması ile ilgilidir. Yavaş yanmayla evren zarı içinde birikmeye başlayan foton ışımanın etkileri proton, alfa ve beta parçacıklar sonucunda pasif enerji birikmeye başladı, saf enerjinin atomları meydana getirirken geride bıraktığı pasif enerji benzeri olan, ilk yıldızların yavaş bir füzyonla çalışmasını sağlayan enerji yok denecek dereceye geldi. Bir taraftan birikmeye başlayan foton ışıma yani aktif enerji diğer taraftan bu ışımanın sebebi olan yıldızlardaki füzyon yanmayı sağlayan pasif enerji. 

İlk dönemlerde denge bozulmak üzereydi pasif enerjinin tükenmesiyle yıldızlardaki füzyon yanma duracak hatta yeni başlayan genişleme duracaktı ki karadelikler denilen kozmik canavarlar devreye girmeye başladılar. Yıldızlar ve kozmik yapıların bir arada bulunduğu genç galaksilerin merkezinde oluşmaya başladılar. Karadelikler galaksilerde yıldızların üretmeye başladığı aktif enerjiyi yutarak pasif enerjiye dönüştürdüler. Bu sonucunda pasif enerji yine evren zarı içinde birikmeye başladı ve yıldızlardaki füzyon yanma daha seri bir şekilde olmaya başladı. Yıldızlar karadelikleren kaynaklanan pasif enerjiyle, karadeliklerde yıldızlardan kaynaklanan aktif enerjiyle çalışarak bir çeşit döngü oluşturmuş oldular. 

Yüzyılımızda yapılan bazı gözlemlerde karadeliklerin galaksileri bile yuttuğu gözlemlendi, bunun sebebi ise pasif enerjinin artması sonucu yıldızdaki füzyon yanmanın hızı giderek arttı ve yıldızsal yapıların giderek evrende çoğalması sonucunda pasif enerjinin çok tükendiği ve karadeliklerin bu dengeyi sağlamak için pasif enerjiyi fazla üretmesiyle anlatabiliriz. Pasif enerjinin yoğunluğu giderek artıyor diyebiliriz eğer evrenin genişleme hızı giderek artıyorsa bu artma evren zarı içindeki pasif enerji yoğunluğuyla anlatılabilir. 

Pasif enerji evren zarı içinde homojendir yalnız öyle bir enerjidir ki anti-kütlesel çekim etkisine de sahiptir diye biliriz. Bu genişlemenin sağlanmasıyla homojen şekilde büyüyen evren 3 boyutlu maddenin dağılımını sağlayarak 4 boyutu da meydana getirecek şartları oluşturmuştur.
 
Gezegenler arası boşluk, yıldızlar arası boşluk, galaksiler arası boşluk bizim gözlemleye bildiğimiz atomların içindeki boşluklar gibi olabilir mi? herhangi bir molekülü meydana getiren atomların çekirdeklerinin birbirine uzak olması ve atomların yoğun boşluktan meydana gelmesi, evrende bulunan yapılar arasındaki mesafeleri hatırlatıyor.
 
Evrende bulunan doğal üst boyutlarda meydana gelecek sıradan bir olay bize çok büyük bir kozmik olay olarak yansıyabilir mi? yada bizim kozmik olarak bildiğimiz yapılar 4 boyutta nasıl algılanıyor veya ne anlama geliyor diye insanın aklına bin bir türlü soru takılmakta. Karadeliklerin evrende yaptığı yıkımları hatırladığımda özellikle sağlık programlarında anlatılan ve bedenin moleküler yapısını tahrip eden üç veya dört atomdan meydana gelmiş serbest radikaller aklıma gelir, biri biyolojik bedende diğeri maddesel evrende yıkıma yol açıyor. İnsanı yaşlandıran ve yaşlandıkça yoğunlaşan bu faaliyet gibi karadeliklerde gittikçe evrende çoğalma göstererek evrenin sonunu getirebilirler mi? veya kardeliklerin çokluğu veya azlığı evrenin ömrünün yaşlı veya genç olduğunun kanıtı olabilir mi? Karadelikler ile serbest radikaller arasında bir bağ kurmak çok zor yalnız ikisinden birini duyduğumda aklıma diğeri gelir. 

Bilinen evrenin % 74 oranında karanlık enerjiden, % 22 oranında karanlık maddeden, % 4 oranında ise bildiğimiz maddeden meydana geldiği dile getirilmektedir. Karanlık enerji olarak bilinen enerjinin gerçekte karadeliklerde üretilen pasif enerji olduğunu anlatmaya çalışmıştım, karanlık enerji pasif enerji ise karanlık madde ne olabilir? Karanlık maddeyi kısaca söyle anlatabiliriz; karadeliklere çekilen aktif enerjinin pasif enerjiye dönüşümü esnasında tam olarak dönüşümü tamamlanamamış parçacıkların, evrende bir araya gelerek yarattıkları etkinin toplamı ‘’karanlık madde’’ olabilir. Karanlık madde, tamamen pasifsize olamadığından pasif enerjiden biraz daha yoğun olabilir. 

Öyleyse karanlık maddede pasif enerjiye yakın bir enerji türüdür veya karanlık maddeye pasif enerjinin bir türevi de diyebiliriz. Evrende maddeyi yapılandıran aktif enerji ile maddesel yapılıların dış sınırından başlayarak evren zarının dış sınırlarına kadar devam eden bölgede var olan pasif enerji evren için temel sayılabilecek önemli iki unsurdur. Evrende madde kütle çekim etkisiyle bir araya gelirken, pasif enerjinin yoğunlaştığı yerlerde ise anti-kütle çekim etkisi meydana getirebilmektedir. Sonsuzlukta evren zarı içinde bulunan aktif ve pasif enerjinin bir birine eşit oranlarda olduğunu düşünüyorum. Bu oran %50-50 gibi birbirine eşit değerlerdedir. Evren negatif ile pozitif gibi iki kutuplu bir enerjinin sonucunda bugün ki şartlara ulaşmıştır.
 
Genişleyen bir evren ve birbirinden dağınık olan 3 boyutlu kozmik yapılar diğer bir üst boyutun dayanaklarıdır; başka bir boyutun varlığı ise evrenin bilinenden çok büyük bir çapta hatta milyarlarca kat daha büyük olduğunun dayanağıdır. Doğal boyutumuz olan 3 boyutlu evrenimizde daha çok keşif edilecek yerin olduğunu ve ileride evrenle ilgili çok gizemin çözüleceğinden eminim.
 
Bu keşiflerin içinde başka yaşamların ve medeniyetlerin olabileceğini gerçeği de vardır. Uzak galaksilerde çok gelişmiş veya bize göre ilkel diyebileceğimiz medeniyetlerin mevcudiyeti kaçınılmazdır. Yalnız uzaklıktan dolayı belki hiçbir zaman diğer galaksilere gitme ve yetişme olanağımız olmayacak ama farklı yaşamların varlığı gözlemlenebilecek. 

Yüz bin ışık yılı çapındaki galaksimizde belki baştan, başa aşılamayacak yalnız insanoğlu bugünkü bildiğimiz hızların çok üstünde giden uzay araçları yapabilecek ve ileriki zamanlarda galaksimizde durmadan gelişen ve genişleyen bir medeniyet kuracaktır. Dünyanın uzaydaki gözü olan Hubble teleskopunun aktardığı resimlerde uzayın sessiz bir o kadarda haşmetli olduğu dikkatimizi çekmekte. 

Dünyadaki hareketliliğinden dolayı meydana gelen sesleri düşündüğümüzde belki tüm uzayın böyle olduğunu düşünebiliriz. Heyecanla izlediğimiz bir maç sırasında seyircilerin bir ahenk içinde tezahüratlar yaparken tüm dünyanın hatta tüm evrenin bizleri duyduğunu düşünebiliriz. Maçın oynandığı sahadan kilometrelerce yukarıda muhteşem bir sessizliğin olduğunun farkında bile olmadan. Karanlık ve sessizlik evrenin iki gizemi gibidir; kızılötesi ve benzeri gözetleme teknikleri olmasaydı Samanyolu galaksisindeki bazı yıldız ışıklarını ve güneşin etrafımızdaki bazı gezegenlerin farkında olacaktık. 

Duygulanan, üzülen, heyecanlanan ve geçmişini, geleceğini sorgulayan bunun iktisabını yapan bir medeniyet oluşumuz bizi evrende çok farklı noktalara taşıyacaktır. Bu noktalar bir yerde evrensel düşünebilen insanlığın kuracağı medeniyetlerdir, bir yerde kendinden başka dünyada can bulan diğer tüm canlıların yaşamsal haklarına sonsuz bir saygıdır. bir yerde birbirinden ayrı ve farklı inanışlara sahip insanların bir çatı altında tek vücut olmalarıdır.
 Bu Farklı noktalar ileride yaşam koşulları oluşturulacak gezegenlerde müsabaka yapan takımlara tezahürat edenlerin yine ataları gibi aynı heyecanı yaşamasıdır. Farklı noktalar geleceğimizin eşikleridir. Her türlü ölümcül silahın yasak olduğu bir zamandan söz ediyorum. Sen, ben ve biz fikrinin unutulduğu hepimiz dediğimiz hepimizin var olacağı bir insanlık olacak…
 
Düşüncelerimin bir ütopya olduğunu düşünebilirsiniz; gerçekleşemeyecek bir hayal gibide görebilirsiniz. Karmaşık durumları çözmekte ustalaştığımız dönemler mutlaka gelecek, teknolojideki ilerlememizi orantıladığımızda karşımıza çıkan sonuçların geleceğini düşünmek umut vericidir. Galaksiye yayılmış bir insanlık için gidilecek uzun yola çıkmışız bile ilerisi için şimdi planlar yapacak aşmada bulunmaktayız. 

Uzun bir yol, çok uzun bir yol şimdi yolun başında olabiliriz, yarın torunlarımız mutlaka dediğimiz hedefleri bulacak ve ileri hedeflerini geliştirerek yollarına devam edeceklerdir; sadece değişimin değişmediği bir evrende insanoğlu yoluna devam ederken içinde bulunduğu gerçek evini sonsuzluktaki yuvasını yani evrenini devamlı meraklı gözlerle bakıp araştıracak.
 
Turan Zengin