Affetmek, Tuğrul Kaynak

Affetmek, kötüleri güçlendirmek için deformasyona uğratılmış bir anlayış. Bazı insanlar affetmeyi deneyimliyor olabilir. Bazıları da affetmemeyi. Affetmek mutlak bir kural olarak alınmamalı.
Af ancak karşılıklı dengelendiğinde tedavi edici olabiliyor. Bazıları buna intikam diyebilir

Aksi durumda sürekli affetmek bizi saf yerine koyar. Psikopatları çeker.

Affetmek yerine, bu olayın bizim başımıza neden geldiğini öğrendikten sonra karsı tarafa hakkettiği bedeli vermeliyiz.

Karma yaratmamak adına yapılan af bize zararlıdır. Af Allah’a mahsustur. Biz sadece bunun bir öğreti olduğunu düşünüp karşı tarafa da bir şey öğretmekle görevli olduğumuzu düşünürsek daha az acı çekeriz. Af ile değil.

Karşı düşünceye saygılıyım ama bazı kesimlerin bu derin tasavvufi bilgileri kendi işlerine geldiği gibi çarpıtarak sunması yüzünden insanların pasifize olduğunu ve mağdurken iyice mağdur duruma düştüğünü düşünüyorum.

Bizler ancak zihnimizi saflastırdığımızda af kendiliğinden ortaya çıkar.

Yani bir Mevlana olduğumuzda veya Budha bilincine geçtigimizde.
10. Basamağa çıkmadan 1. Basamakta 10. basamaktaki varlıkların taklitini yapmamalıyız.

Akılla yapılan af, acıyı örtüp baskılar ve ilerde daha tehlikeli sonuçlara götürür. Orantılı dengelenmis intikam tedavi eder 🙂

Kişinin artık yapabilecek hiç bir şeyi yoksa başka çıkışı yok. Ama bu da af demek değil. O af denilen şey ancak bu şartlarda geçerli kiii bu durumda bile bilinçaltında bir rahatsızlık yaratacaktır.

~ Tuğrul Kaynak