BEKLENTİSİZLİĞİN MUCİZEVİ GÜCÜ

 

Hepimiz hayatımız için planlar yaparız ve hedefler koyarız, kimi zaman bu hedeflere ulaşır kimi zamanda ulaşamayız. Ulaşılamayan hedefler genelde en çok istediklerimiz, uğruna en çok endişelendiklerimiz olur. Bunun nedeni çok istemek ve aynı orantıda büyük beklentiye girerek endişe duymaktır.
Konuya girmeden evvel beklenti ve bekleyiş arasındaki farktan bahsetmek istiyorum. Beklemek, pozitiftir. Beklemek bir sonuca ulaşmak için geçirilen zamandır. Oysa beklenti negatifdir , bir sonucu arzu etmektir, endişe etmektir ve korkmaktır.
Beklenti içinde olmak bir nevi esarettir, bağımlılıktır. Kendi çizdiğimiz sınırlarla isteklerimizi stres içinde beklemektir. Hayatın akışına, sınırsızlığına ve mucizelerine kalbimizi kapatmak, teslim olmamaktır. Her daim kontrol etme ihtiyacı ile insanları ve durumları oldukları gibi kabul edememek ve tabii ki hayal kırıklıkları yaşamaktır.
Tüm ilişkilerimizde olduğu gibi beklenti aşkın da en büyük düşmanıdır. İlişkilerin ilk zamanlarında taraflar beklentisiz, sadece anı ve birbirlerini yaşarken ne kadar mutlu ve birbirlerine bağlıdırlar. Ne zaman ki beklentiler devreye girer; aşk enerjisi uzaklaşır ve iki rakip, haklı çıkmaya çalışan iki birey kalır. Aşkın tarifi koşulsuz ve sonsuzken, sınır, koşul ve beklentilerle yaşamaya çalışmak aşkı bitirir…
Oysaki “Beni seviyor mu” , “ bugün arayacak mı?” demeden, “Şu an nerede acaba?” diye kendi kendinizi yemeden bir beklenti içine girmeden anın büyüsünü yakalayarak sürdürülen bir aşk, ancak gerçek bir ilişkiye dönüşecektir.
Çünkü hayat sonsuz ve sınırsız bir döngüdür; duygular geçici, beklentiler de değişkendir. Beklentilerin gerçekleşmesine bağladığımız mutluluklar, bizi tatmin edemez ve tekrar eden bir beklenti kısır döngüsü yaratırlar. İş hayatında, aşk hayatında, arkadaşlarımızla ilişkilerimizde beklenti içinde olmak, ilişkilerimizi koşullu yaşamak, sadece hayal kırıklığı içine olmamızı sağlar.
Beklentisiz olmak, hedefsiz olmak, istekler için çabalamadan yaşamak değildir elbette, tam tersi hedefler için yapılması gereken her şeyi, elinden gelenin en iyisini, endişesiz, sınırsız yapmaktır. Hayatı, insanları, olayları akışta yaşayabilmek; olanı olduğu gibi kabul edebilmektir. Beklentisiz hayatlarda korku, stres, endişe ve kaygıya yer yoktur. Çünkü kesin çizgiler ve büyük harflerle yazılan bir senaryo da yoktur; hayatın getirdiklerini kabul etmek vardır. Değiştirilebilecek şeyleri değiştirmek için güç ve değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenme olgunluğu, ancak beklentisiz ve anda yaşayarak elde edilir. Bir düşünün, hepimizin hayatında hiç beklemediğimiz anlarda büyük mucizeler gerçekleşmiştir.

Formul; Hedefinize ulaşabilmek için elinizden geleni yapmak ve daha sonra beklenti içinde değil keyifli bir bekleyiş içinde olmaktır. Beklentilerin yerine Esneklik, Şükran ve Güveni koymaktır. Esneklik uyum demektir,koşullara uyabilme, kabullenme , direnmeyi bırakma akışa uymaktır. Şükran duymak yani teşekkür etmek, gerçekleşmeyi mucizevi bir şekilde hızlandırmaktır, çünkü yalnızca gerçekleşmiş şeylere teşekkür edilir.

Güvenmek hedefimizin gerçekleşeceği ile ilgili endişeden kurtulmaktır. Hedefimizle Hedeflerimizle ilgili doğru adımlar atmak dışında, nasıl olacağı hakkında endişe duymamaktır. Evren her zaman en çabuk ve en kolay yolu bulacaktır.

Düşünün ki; bir tohum ektiniz, hergün su veriyorsunuz ve belirli bir sure sonra onun çiçek açacağından eminsiniz. Endişe yada panik duymuyorsunuz, içinizde çiçek açacağı güne dair güven ve keyifli bir bekleyiş var sadece. İşte beklentisizliğin formulü budur…

CCA