Çocuk Yetiştirmek – 3 kısa hikaye

1. Hikaye: Çocuk yere düştü, annesi öndeydi, döndü çocuğa gözünün köşesiyle baktı, çocukta yere düştükten sonra kafasını kaldırdı ve annesinin gözlerine baktı. Anne sakindi, çocuk panik olacak bir şey olmadığını anlayınca ağlamaya gerek görmedi.
Ben ise olayı çözemiyorum, çünkü bizde çocuk düştüğünde illaki biri gidip onu kaldırır. Sonra dayanamadım gidip annesine sordum, niye çocuğu kaldırmadınız diye, o da çocuğum kendisi kalkmasını öğrenecek, yoksa hep arkasında birini bekler. Şimdi bana niye o 8 milyonluk ülke Volvo yu yapıyor da 80 milyonluk ülke onun kapısını yapamıyor diye sormayın.
İsveç ailelere dünyanın en ileri çocuk destek, teşvik ve yardım paketlerini sunmasına rağmen aileler çocuk yapmak için bin kere düşünüyor, niye? Çünkü o çocuğu yetiştirmenin çok ciddi bir sorumluluk olduğunu biliyorlar, çocuk yapmak 10 dakikalık iş bunu dünyada bilmeyen yok, ama onu büyütmek dünyanın en zor en uzun projesi.

2. Hikaye: Üniversitede rahmetli bir Amerikalı hocanın ofisindeydim, ofise bir kız girdi, çok kibardı bekle, bende öğrencisi sandım, sonra kız çıkınca kızı olduğunu öğrendim. Nasıl bu kadar anlayışlı bir çocuk yetiştirebildiniz diye sormadan edemedim. Hoca gül gel iki kahve yapalım anlatayım dedi. Kahveleri yudumlarken döndü ve şunu dedi: “ kızım 13-14 yaşlarında iken ilk defa bir gece partisine gidecekti, çağırdım taksi parasını verdim ve kızım sana bir çift lafım var dedim, buyur babacım dedi. Bak dedim partiye gidiyorsun eğleneceksin, ben de yürekten eğlenmeni istiyorum, orada yaşıtın bir ergen büyüklük taslayıp ağır bir içki içebilir sana da önerebilir, denemek isteyebilirsin, orada başka bir erkek ot sigarası içip ukala takılabilir denemeni isteyebilir, birkaç nefes alabilirsin. Birinden hoşlanabilirsin, evine davet edebilir, gidebilirsin, kalmak isteyebilirsin, ama unutma eğer eğlence sonucu hamile kalırsan, keyfin senin belası bizim değildir, o çocuğu bakacak sen olacaksın, ona göre yorganına göre ayağını uzat….” Kızım utandı ve tamam deyip gitti. Annesi acaba biraz fazla mı söyledin dedi, bende bin kere söyleyeceğime bir kere söyledim dedim. Kızımız gece yarısı geri döndü, annesine “ ben bu kadar sorumluluk alacak kadar büyük değilim” demiş.

3. Hikaye: Eczacılığı kazandım, heyecanla memlekete gittim. Babam çok mutluydu, annem babam telefonda haberi duyunca gözleri dolduğunu anlattı. Baba eczacılık masraflı bir bölüm lab malzemelerini kendimiz almak zorundaymışız ayrıca derslere devam zorunluluğu var sabahtan akşama okulda olacakmışız, bana para verebilir misin dedim. Tabi ki dedi ve 200 dolar verdi, baba bu nedir dedim, yol parası dedi, ama baba ben bununla anca Ankara’ya giderim dedim, o da zaten bu da onun için, sen yetenekli bir çocuksun yolunu bulursun dedi. Ben kırıldım, gittim tüm kaset arşivimi ve kitaplarımı sattım etti 600 dolar. Ankara ya geldim 2-3 ay sonra para bitti, dersler verdim diğer öğrencilerin ödevlerin hazırladım ve kitaplar yazdım. New York ta kitaplarım basılınca Bilkent’te hoca oldum. Ankara da neyim varsa sıfırdan kendim kurdum ne dayı vardı ne de torpil. Annem bir keresinde altınlarını bozdurup bana göndermek istemiş ama baba şöyle demiş “ oğlumuzu ne kadar sevdiğimi biliyorsun, bir daire satıp ona göndeririz, ama yolu bu değil, eğer gerçekten onu seviyorsan bırak kendi ayağı üzerinde duymayı öğrensin.” 20 senedir Ankarada’yım bir kere tatile gitmedim, tatili bilmediğimden değil, bacağımı bacağım üzerine atıp tropikal kokteyli yudumlamaktan daha zorunlu ödevlerim olduğu içindir. Ben tatil yapacak yaşta değilim, çalışacak yaştayım. Zaten toplumda çoğu kişi doğuştan tatilde.

ABD de her 100 öğrenciden 25’i okul masrafını kendisi kazanırken bu rakam bizde sadece 5 öğrencidir ( ki ben bu rakamın daha düşük olduğunu düşünüyorum, 1-2 en fazla). Şimdi niye o çocuk okulunu bitirince çantasını alıp Singapur’da uluslararası bir firmada iş bulabiliyor da biz yapamıyoruz diye sormayın.

Çocuk yetiştirme bir sanattır ve ancak sanatçı bir anne baba bunu yapabilir. Ülkenin yöneticileri bilinçli kişiler olsa çocuk yetiştirecek ebeveynleri sıkı ve zor sınavlara tabi tutara geçmeyenlere çocuk yapma hakkı tanımaz. Çok özel biyolojik sebepler dışında hiçbir çocuk embesil doğmaz, hatalı yetiştirilerek aptallaştırılır.

Çocuk ailesini örnek alır ve orada programlanır. Anne cahil olunca zanneder çocuğa iyi köfte yaparsan iyi anne olursun, baba cahil olunca zanneder çocuğun cebine para koyarsan iyi baba olursun. Bu zihniyetin yetiştirdiği çocuklar tam bir facia olur. Hiç bir sorun çözemeyen, çözmek istemeyen sorumsuz ukala dikkat eksiği ve boş konuşan boş düşünen bir zayiat bizi karşılar, biraz sıkıştırdığınızda da beni büyütmeseydiniz, okutmasaydınız gibi saçma sapan cevaplar verir. Bu kadar para harcayarak bu kadar aptal çocuk yetiştirmek için aptallık doktorası yapmak gerekir. Sonradan görmüşlerin yada kolay görmüşlerin, tüketici toplumun ahmak sürü davranışlarını sorgulamadan taklit eder, ve zanneder ki eğer çocuğuna kaliteli gömlek ayakkabı giydirirsem eğer kaliteli okula gönderirsem çocuk kaliteli olur.
– En aptal çocuk nasıl yetiştirilir? bilir misin…
– İstediği her şeyi verirsin.
Bu gafil ailelerin havadan buldukları paralar yine de havaya uçar gider. Bunları dolandırmak ve soymak için bin bir renge geçen sözde eğitimciler ve kurumlar hortumlarını hazırlar, çark eşsiz bir şekilde döner ve daha saf ahmaklar üretilir. %89 değil %92 olur, %94 değil %96 olur, ne kadar ahmak o kadar makbul.

Siz hiç freni olmayan bir araba gördünüz mü, varsa bindiniz mi? İlk harekette kaza yaparsınız. Hangi şuursuz demiş özgürlük çok güzeldir sorumluluk olmadan. Var mı öyle bir dünya, her işini başkalarına yaptıracaksın, sonra birden bire gökten sana bilinç inecek, öyle-bir-dünya-yok.
Peki bu çocuklar ne olacak? Bu çocuklara uyuşuk oldukları için, uyanmak ihtiyacı duyacaklar. Bunu için uyarıcı alacaklar, en masumu çay kahveden tutun, enerji içecekleri, haplar vitaminler takı sigara, alkol ve uyuşturuculara kadar. Sanal uyarıcılarıdan tutun sanal kumarlara kadar ( sanal oyunların kumar oynamaya benzer etkiler yarattığını amygdalayı küçüklüğünü ve ciddi bağımlılıklar yaptığını dünyada bilmeyen kalmadı).

Her uyarıcı aldığında daha fazlasını isteyecek ve büyük bir sektör için eşsiz bir müşteri olarak hizmet edecek. Sektör önü yaşatacak ama süründürerek. Bu çocuklar çok sert kırılmalar yaşayacaklar ve kafalarındaki sanal dünya ile gerçek dünya örtüşmediğinde çok üzücü sorunlar yaşayacaklar; dayanamayanlar ölüp gidecek, dayananlar da öfkeli ve gergin, ailelere ve diğer herkese sövecekler. “sürüngenler dünyasına hoş geldiniz” demek geliyor içimden.

Çocuklarınıza kısa cevaplar vermeyin, uzun ve mantık içeren cevaplar verin ki o da düşünmeyi öğrensin. Unutmayın nesneler para pul çamaşır okullarla çocuk adam olmaz, olursa dünya tarihinde ilk olacak. Çocuğu adam yapan onu adam yerine koymaktır, ona sorumluluk vermektir, kendi aklını kullanmasını öğretmektir, ödevlerini kendi yapması için ona inanmaktır.

Fırtınaya karşı kolay ağacın gövdesi değil köküdür, insanı insan yapan mal değil taşıdığın terbiyedir.
Babam derdi ki “ evlat bizim sana vereceğim en iyi hediye terbiyedir.”
Harika çocuklar yetiştirmek için hala hakkımız ve halimiz var, yeter ki akla ihanet etmeyelim.
başkalarına değer verecek ve o değer içinde kendi değerlendirecek bireyler yetiştirme dileğiyle.
esen kalın

~ Anooshirvan Miandji