İletişimde Ennagram

İletişim; karşılıklı konuşmaktan daha fazla bir şeydir. Gerçek iletişim; muhatabımızın yapısını, ihtiyacını, anlayışını ve motivasyonlarını bilerek ve hesaba katarak buna uygun tarzda konuşmayı ve davranmayı gerektirir. Muhataplarımızın farklılıklarına ve yapılarına göstereceğimiz ilgisizlik; hem bir tür bencillik hem de bir çeşit körlüktür.

DOKUZ MİZAÇ MODELİNDEKİ farklı mizaç yapılarını fark etmek, hem kendimizi hem de muhatabımızı anlayıp geliştirmemize imkân tanıyacaktır. Buna karşın kendi mizaç ve kişiliğinin bütün avantaj ve dezavantajlarını tanımayan bir insan, farkına varmadan kendi hapishanesini inşa eden ve kendini o hapishaneye kapatan bir mahkûm gibidir. Bu durumdaki bir kişi, mizacının olumsuz eğilimlerinin mahkumu ve mağduru olduğu gibi çevresini de söz ve tavırlarıyla mağdur edecektir.

İşte bu durumun farkında olan ebeveyn, kendi mizacının çocukta olumsuz sonuçlara yol açabilecek eğilimlerini çocuğa yansıtmayarak çocuğun kişiliğinin sağlıklı gelişimi için gerekli tutum-tavır ve davranışları gösterebilecektir. Çünkü

       her bir mizacın ihtiyaç ve beklentilerinin farklı olduğu unutulmamalıdır.

 

Mizaç  yapımız  ve  ebeveynlik  tarzımıza  etkisi

 

Ebeveyn olarak her birimiz dokuz farklı mizaç yapısından birine sahibiz. Bu mizaç yapısı çocukluk, arkadaşlık, dostlu , karı-kocalık ve ebeveynlik tarzımızı da kendi motivasyon ve eğilimlerine göre şekillendirir. Bu açıdan bakıldığında mizaç yapımızdan kaynaklanan ebeveynlik tarzımızın olumlu ve olumsuz eğilimlerinin olacağını bilmeliyiz. Bir ebeveyn olarak olumlu yönlerimizi geliştirmeli buna karşın olumsuz eğilimlerimizi de fark ederek değiştirmeliyiz.’

 

‘2’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

Seven, destekleyen, memnun etmeye çalışan, kendini adayan, sıcakkanlı, duygusal,  fedakar ve paylaşımcı bir ebeveynlik tarzı vardır. İletişimi-konuşmayı, duygusal paylaşımı sever. Duygusal cankurtarandır.“Yardım ederek, ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede karşılayarak” çocuğunu memnun etmeye ve hayatı onun için kolaylaştırmaya çalışır.

Bununla birlikte;

İhtiyaç duyulmaktan gurur duyar. Bu nedenle kendisine ihtiyaç duyulmadığında üzülebilir. Çocuğunu memnun etmek veya çocuğunu istediği hale getirebilmek için gereğinden çok uğraşıp ısrar ettiği için kendisini çok yıpratabilir. Bu durumda kendini bir kurban ve anlaşılmamış bir şehit gibi görebilir. Sözü dinlenmediğinde ‘sevilmediğini ve kendisine değer verilmediğini’ hisseder! Halbuki sözünün dinlenmemesi sevilmediği anlamına değil muhatabının farklı bir ihtiyaç ve anlayışta olduğu anlamına gelir.

Muhataplarına değer verir; ancak buna karşın kendisine değer verilmesini, söz ve tavsiyelerinin dinlenmesini ve yapılmasını bekler.

Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hisseder. Kendini sevdirmeye çalışır. Sözünün dinlenmediğini ve yaptıklarının takdir edilmediğini gördüğünde gücenir, şikayet eder daha sonra da kızgınlık ve öfke duyar. Aşırı ve uzun süreli stres durumlarında sürekli şikayet  – sitem – yaptıklarını başa kakma tutumu görülür. Ardından bu sitem ve şikayet,  kırıcı ve incitici bir öfkeyle birleşerek tahakküm ve şiddete dönüşebilir. Hastalık hastası olabilirler.

Bu nedenle; aşırı ilgi-sahiplenme-korumacılık ve çocuğun üstüne düşme eğilimini akılcı olan ancak zorlayıcı-ısrarcı olmayan tavsiyelerle dengelemelidir. Çocuğun zararlı olabilecek istek ve ısrarlarını duygusallığına yenilmeyerek sakince ve akılcı açıklamalar eşliğinde reddetmelidir. Çocuğunun hatalar yapmasına ve hatasının sonuçlarını yaşamasına olanak tanıyarak bağımlı olmayan bir kişilik gelişimine zemin hazırlamalıdır. Çocuğunun hatalarına göz yummamalı, yanlışlarını savunmamalıdır.

Çocuğun yanlış davranışlarını ‘böyle davranırsan seni sevmem’ gibi duygusal içerikli ifadelerle değil, ‘böyle davranırsan şu olumsuz sonuçları yaşayabilirsin’ tarzında akılcı ifadelerle değerlendirmelidir. Çocuğunun nasıl olması ile ilgili istek ve beklentilerini ifade ve ‘empoze’ ederken alternatif gösteren ancak dayatmayan bır tavır sergilemelidir. Çocuğunun her şeyinden haberdar olmak isteyen bu ebeveynler; dinlemeye açık olduğunu ve paylaşmaktan memnun olacağını hissettirmeli ancak çocuğunun her şeyi tüm ayrıntılarıyla anlatmaya zorlamamalıdır. Paylaşım zamanını ve ölçüsünü çocuğuna bırakmalıdır.

Ayrıca her isteği yerine getirilen bazı mizaç yapılarının büyüdüklerinde egoist ve beklentileri yüksek-reddedilmeye toleransları olmayan kişiler olabileceği unutulmamalıdır. Bu mizaç yapısındaki ebeveynler özellikle pek duygusal olmayan çocuklarından aynı sevgi- ilgi ve sıcaklığı beklememelidir. Unutulmamalıdır ki

‘Sevgi güzeldir. Karşılıklı olduğunda daha güzeldir. Ancak karşılıksız olduğunda mükemmeldir.’

 

‘3’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

 

Kendine güveni yüksek olan, başarılı kılma yönünde çevresini motive eden, hırslandıran, iş ve yüksek hedeflere odaklı olup, sürekli daha iyi (en iyi) ve daha verimli olmaya gayret eden, olumsuzluklardan yılmayan takdir edileceği işler yapmaya çalışan ve çevresini bu yönde ‘etkin-başarılı-  popüler -gözde’ kılmak isteyen bir ebeveynlik tarzı vardır.

Bununla birlikte;

Kendisiyle çokça övünür. Sonuca odaklı olduğundan süreçteki olumsuzluk ve engellere-engellemelere karşı tahammülsüzdür. Beklentileri yüksek olduğundan başarısızlığa, tembelliğe ve verimsizliğe toleransı yoktur. Çocuklarını imkan ve kapasitelerinin üstünde performans göstermeye zorlayabilir.

Duygusal paylaşım konusunda zayıftır. Duyguları göz ardı edebilir. Bu yüzden sert ve katı gözükebilir. Kendi hedef ve isteklerine yönelip çocuğunu ihmal etme eğilimine karşı dikkatli olmalı ve çocuğunun ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmalıdır.

Ailesini bir proje olarak görür ve “takip edilen, takdir edilen” örnek bir aile olmak isteği çerçevesinde çocuklarını sürekli yarışa sokar. Ancak bu süreçte kendi mizacının doğasında var olan ‘hırs, azim, zorluklardan yılmama’ gibi özellikleri çocuklarından aynı ölçüde beklememelidir. Özellikle içe dönük-duygusal-çekinik eğilimleri olan çocuklarını aşırı zorlamamalı ve anlayıp kabullenmeye çalışmalıdır.

Bu nedenle ‘3’ mizaç yapısındaki ebeveynler; kendi hedef ve ideallerini çocuğunun imkan ve kapasitesi ile dengelemelidir. Çocuğunun duygularına ve ideallerine duyarlı olmalıdır. Muhataplarının süreçlerine ve hızlarına karşı sabırlı ve hoşgörülü olmalıdır. Çocuğuna azim ve gayret aşılamalı ancak onu başkalarıyla kıyaslamamalı ve yaptıklarını küçümsememelidir. Mizacının kibir- başkasını küçümseme-iki yüzlülük-imajcı eğilimlerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocuğuna maddi hedefler kadar insani ve ahlaki değerleri de hedef olarak göstermeli ve örnek olmalıdır.

 

‘4’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

Empati kabiliyeti güçlü, zorlamayan, anlamaya ve destek olmaya çalışan, sezgisel, çevresinin özgürlüğüne ve özgünlüğüne saygılı, hassas-anlayışlı bir ebeveynlik tarzı vardır. “Çocuğumun içinden geliyorsa, kendisi istiyorsa yapsın. İçinden gelmiyorsa, istemiyorsa zorlamanın anlamı yok.”anlayışı temel eğilimidir.

Bununla birlikte;

Beklenmedik sorunlara ve olumsuz durumlara karşı çabuk pes eden, kendini çeken, eksik olanı düşünüp kendine içerleyen, farklı ve özel olmaya gayret eden, olayları dramatize ederek abartabilen, anlaşılmadığında ve değer verilmediğinde bunu sorun haline getiren, kendini yetersiz hissettiğinde harekete geçemeyen, iç dünyasına ve sorunlarına gömüldüğünde ihmalkar olabilen bir yapıdadır.

Bu nedenle çocuklarının kendisini anlamadığını veya kendisi kadar düşünceli ve hassas olmadığını gördüğünde bu durumu abartmamalı ve kendi dünyasına çekilmemelidir. Kendi duygusal ve psikolojik travmalarına odaklanmamalı ve bunları abartmamalıdır. Bu durumlarda ihmalkar olma riskine karşı dikkatli olmalıdır.

 

‘5’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

Her şeye rasyonel (akli ve mantıki) açıdan bakan, fikir veren ve akılcı yönlendirmelerde bulunan ancak zorlamayan, neden ve sonuçlara dikkat çekerek mantık odaklı bir şekilde yol gösteren, tahakküm etmeyen, sakin, derinlikli düşünen, duygusal tepkilerden ziyade akılcı çözüm ve değerlendirmelerle yol gösteren bir ebeveynlik tarzı vardır.

Bununla birlikte;

İlişkilerinde nispeten mesafeli ve soğuk, duygusallıktan uzak, kimseyi özel alanına sokmayan, duyguları anlamada zorlanan, duygusal yoğunlukları ve sorunları empati kurmadan soğuk ve kibirli bir akılcılık ile değerlendiren bir yapıya sahiptir.

Bu nedenle kendileri gibi rasyonel odaklı olmayan duygusal çocuklarına karşı anlayışlı ve sabırlı –kabullenici olmalıdır. Bilgi edinme ve düşünme sürecinde iletişime kapalı olmamaya gayret etmelidir. Mantık ve derinlikli düşünüş konusundaki yetkinliklerini muhataplarını küçümsemeden ve kibirlenmeden kullanmalıdırlar.

 

‘6’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

Temkinli, tedbirli ancak biraz kaygılı hareket eden, çocuklarının özellikle maddi geleceğini planlamaya ve öngörmeye çalışan, problemleri önceden tahmin etmeye çalışan, endişe içinde çözüm arayan, “güçlü ancak kaygılı bir sorumluluk” duygusu taşıyan bir ebeveynlik tarzı vardır.

Bununla birlikte; endişeli, tehlikeye karşı sürekli tetikte, aşırı koruyucu, gelecekle  ilgili olası tehlikelerin ve problemlerin kaygısını taşıyan, aşırı kontrolcü olan ancak tahakküm etmekte zorlanan, sorunları kafasında büyüten, stresli ve sıkıntılı durumlarda kararsız ve kötümser olan, gereğinden fazla endişelenen, gelecekle ilgili olumsuz ihtimallere yönelen ve bu nedenle aşırı önlem almaya-kontrol etmeye çalışan, aşırı koruyucu ve kaygılı tutumu nedeniyle çocuklarının özgürlüğünü gereksiz bir şekilde kısıtlayan bir yapısı vardır.

Bu yüzden akılcı ve objektif olmayan kaygı ve korkularını çocuklarına yansıtmamalı,  gereksiz bir kontrol ve koruyuculuk tavrı sergilememelidir. Özellikle kaygı-korku ve kötümserliğe meyilli çocuklarının sağlıklı gelişimi için bu çocuklarına karşı kesinlikle korku –endişe içeren söz ve tavırlar sergilememelidir. Çocuklarını tehlike ve yanlışlara karşı korkutmak yerine objektif-mantıki açıklamalar ile yönlendirmelidir. Çocuğunu küçük-büyük her hatadan korumak yerine, çocuğun hata yapıp sonuçlarını yaşayarak da doğru olanı öğrenebileceğini unutmamalıdır. Çocuğuna sadece ne yapmaması gerektiğini değil, alternatif olarak ne yapabileceğini de söylemelidir.

 

‘7’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

İyimser, arkadaşça yaklaşan, eğlendiren, çok farklı seçenekler sunan ve sınırları geniş tutan, iyimser, zorlamayan, enerjik, sorunlara pratik ve çözüm odaklı bakan bir ebeveynlik tarzı vardır.

Bununla birlikte;

Zor ve sıkıntılı süreçlerden çabuk sıkılan, sabırsız, aceleci, çocuklarını başından savan, problemleri görmezden gelen, sorumluluklarını erteleyen veya hafife alan, kendine odaklı olduğundan kendini adamakta ve fedakarlık yapmakta zorlanan bir yapısı vardır.

Bu nedenle çocuklarına vakit ayırmalı, sıkıcı ve zor olsa da sorunlarla ilgilenmeli ve çözüm için zaman ayırıp kendi keyfinden ve zamanından fedakarlıkta bulunmalıdır. Duygusal-hassas ve kaygıya eğilimli çocuklarını anlama-dinleme ve ilgilenme konusunda gayret etmelidir. Çocuklarına karşı verdiği söz ve sorumluluklarına azami ölçüde dikkat etmelidir. Kendi arzu-hedef ve meraklarına yönelirken çocuklarıyla ilgilenme ve ihtiyaçlarına vakit ayırma sorumluluğuna dikkat etmelidir.

 

‘8’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

Güçlü,cesur, koruyucu, açık sözlü, zor durumlarda ön alan, kararlı ve yönlendirici olan, tehlikeler ve problemlerle yüzleşmekten çekinmeyen, hızla inisiyatif alan, net-hızlı ve sonuca yönelik çözümler üreten bir ebeveynlik tarzı vardır.

Bununla birlikte;

Otoriter, tahakküm derecesinde kontrol edici, katı,çabuk öfkelenen,istek ve emirlerine itirazsız uyulmasını isteyen, sert,cezalandırmaya eğilimli, sınırlayıcı, şiddete eğilimli,duygusallığa-korkaklığa-kararsızlığa-itiraz edilmesine tahammülü olmayan bir yapısı vardır.

Bu nedenle çocuklarının imkan ve kabiliyetlerini dikkate almalı ‘duygusal, sakin, çekingen ’ eğilimli çocuklarını hoş görmeli, ‘öfke – sertlik-küçümseme – aşağılama’ içeren söz ve tavırlardan uzak olmalıdır. Çalışma ve mücadele konusundaki hırs ve azmi çocuklarının ilgi ve sevgi ihtiyacını unutturmamalıdır. Çocuklarının fiziksel ihtiyaçları kadar psikolojik ( ilgi-sevgi-önemsenme- değer görme) ihtiyaçlarını da dikkate almalıdır. Çocuklarında ‘öfke-endişe-korku-uzaklaşma’ gibi tavırlar gördüğünde bir şeylerin ters gittiğini anlamalı; kendi tutumlarını ve çocuklarının kişilik yapısını-ihtiyaçlarını gözden geçirmelidir. Çocuklarının kendisinden farklı bir mizaç ve kişilik yapısında olabileceğini göz önünde bulundurarak çocuğundan beklentilerini makul bir noktaya çekmelidir. Muhataplarının kendisinden ne beklediğini ara sıra sormalı aynı zamanda çocuklarına olan sevgisini –merhametini ifade etmelidir. Ayrıca her bir çocuğuna ‘kendisinde ne gibi yanlış ve eksiklikler ’ olduğunu sorup kendi tavırlarının çocuklarının gelişimine uygunluğunu test etmelidir. İstek ve emirleri yerine getirilmediğinde öfkelenmemeli, sabırlı olmalı, cezalandırma yoluna gitmemelidir’.Ya bana uyarsın, seni korurum yada karşımda olursun, seni dışlar ve cezalandırırım’ tavrından kaçınmalıdır. Çocuklarına merhamet –takdir ve şükranlarını ifade etmekten çekinmemelidir. Öfke –cezalandırma –aşağılama-dışlama eğilimini şefkat –sabır –merhamet-süreci kabullenme ile dengelemelidir.

 

 

‘9’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

Kabullenici, sakin, barışçıl, uyumlu, arabulucu, uzlaşmacı, muhatabının beklentilerini karşılayarak memnun etmeye çalışan, muhatabını yargılamadan olduğu gibi kabullenen, zorlamayan, sorunların çözümünü zamana bırakan bir ebeveynlik tarzı vardır.

Bununla birlikte;

Yönlendirmede ve sorunları önceden görüp tedbir almada pasif ve erteleyici olan, hayır demekte zorlanan, inisiyatif ve karar alma konusunda ağır davranan, gerçeklerle yüzleşmekten kaçınan, morali bozuk olduğunda kendini izole ederek işlevsizleşen, problemleri gören ancak gereken tavrı vaktinde almakta geciken bir tarzı vardır.

Bu nedenle huzurunu kısa süreli olarak bozma riskini göze alarak sorunları ortaya koymalı-uyarmalı ve gerekli insiyatifi almalıdır. Çocukları arasındaki çatışma ve sorunları görmezden gelmemeli, adil ve mantıklı bir arabuluculuk sergilemelidir. Çocuklarıyla duygusal paylaşımda bulunmayı ihmal etmemelidir. Kendisinde öfke oluşturan meseleleri açıkça konuşmalıdır. Aksi takdirde biriken öfkesinin ani patlamalar ile ortaya çıkabileceğini unutmamalıdır.

 

‘1’ mizaç yapısının ebeveynlik tarzı

 

Titiz, düzenli, kuralcı, disiplinli, ahlaki değerler konusunda hassas, mükemmeliyetçi bir ebeveynlik tarzına sahiptir.

Çok güçlü “doğru-yanlış, gerekli-gereksiz, olmalı-olmamalı” yargılarına sahiptir. Olası tehlikelere karşı uyaran, ayrıntılı düşünen ve geleceği öngören, mükemmele yönlendiren, adil, ahlakı ve ahlaki prensipleri önemseyen, hataları düzelten, yol gösteren, yüksek sorumluluk bilinci taşıyan bir yapıdadırlar.

Bununla birlikte; “yanlışa, hataya, eksiğe” odaklanan, muhatabının durumunu dikkate almayan, hataya ve eksiğe tahammülde zorlanan, aşırı eleştiren ve yargılayan, eleştirinin dozunu kaçırıp kırıcı davranabilen, dikkate alınmadığında öfkelenen ve kınayan bir görünüm sergiler.

Bu nedenle yanlış ve hatalara tolerans göstermeli, eleştirilerinde sakin ve yapıcı olmalı, disiplini şefkat ve sabır ile dengelemelidir. Kendini öfkeli ve kızgın hissettiğinde söz ve tavırlarının kırıcı- küçümseyici ve yıkıcı olmamasına dikkat etmelidir. Kendi ideal ve beklentileri ile çocuğunun imkan –kabiliyet ve sürecini göz önünde bulundurmalıdır. Olan durumu takdir etmeli ve ilerisi için teşvik etmelidir. Eleştirisini sevgi ve merhamet ile dengelemelidir. Eleştiri ve yargılamaya hassas çocuklarını kırmamaya dikkat etmeli, çekingen olan, karar verme-harekete geçme süreci uzun olabilen çocuklarına karşı sabırlı ve anlayışlı olmalıdır. Hata yapmanın, yanlışın hayat içinde doğruyu fark etmenin bir yolu olduğunu kabul etmelidir.

 

 

 İLETİŞİM SORUNLARI VE STRES

 

Bir ebeveyn olarak çocukların bazı söz-tavır ve tepkileri damarınıza dokunabilir, bu durumda kişilik yapınıza bağlı olarak gücenir, kırılır, kaygılanır veya öfkelenirsiniz;   çocuğunuzun bu davranışını değerlendirirken;  “yanlış” veya “böyle olmamalı” dersiniz. Bu durum uzun sürdüğünde, sürekli bir yorgunluk, kaygı, kızgınlık, öfke veya şikayet hali içinde çocuğunuzla ya sürekli çatışma-didişme içine girer ya da bir iletişim kopukluğu yaşarsınız. Sizi neyin motive ettiğini ve neden böyle davrandığınızı anlamaya başladığınızda bu yeni bilgiyle beraber kendinize karşı farkındalığınız artar.

Aynı zamanda dünyayı paylaştığınız ancak sizden farklı hedef-arayış, algılayış ve düşünce tarzlarına derinlemesine gömülmüş olan başka kişilik yapıları olduğunu da anlarsınız. Bu farklılığın farkındalığı; sizi çocuklarınıza ve çevrenize karşı şefkat duymaya iter. Bu bakış açısıyla çocuğunuza farklı gözlerle bakar ve “Belki onun bu şekilde davranmasının sebebi benim ona şu şekilde davranıyor oluşumdur.” veya “Onu olumlu yönde geliştirmek için ne yapabilirim” dersiniz. Eğer davranışlarınızı değiştirebilirseniz (özellikle kendinizi yoldan çekerek ve çocuğunuzun sizden farklı bir kişilikte olabileceği gerçeğine saygı duyarak davranabilirseniz) çocuğunuzun gelişimine daha iyi bir destekçi olabilirsiniz.

Öyle bir ebeveyn-çocuk ilişkisi düşünün ki bu ilişkide kendi kişiliğinizin ebeveyn olarak davranışınızı nasıl etkilediğinin ve çocuğunuzun kişiliğinin sizinkiyle nasıl bir karşılıklı etkileşim içinde olduğunun bilincindesiniz. Böyle bir durum her iki taraf içinde verimli ve geliştiricidir. Her iki taraf da kişisel farklılıklardan dolayı güceniklik hissetmez, muhatabını kendine benzetmek istemez.

 

Kendinizin ve çocuğunuzun kişilik özelliklerini bilmeniz DOĞRU/UYGUN EBEVEYN stratejileri geliştirmenize yardımcı olacak, aynı zamanda çocuğunuza “mümkün olan en iyi yardım”da bulunmuş olacaksınız. Böylece çocuğunuzla aranızdaki farklılıklar bir çatışma oluşturmaktan ziyade bir zenginlik sağlayacaktır.

Bu model bize farklı olduğumuzu söylediği gibi bu farklılıklarımızın niteliklerini de tanımlar. Bu tanıma ve tanımlama çocuğunuzla (ve başkalarıyla) aranızda sağlıklı ve geliştirici bir ilişki ve etkileşim oluşmasını sağlar. Bu bilginin farkındalığı ile kişilik özelliklerinizin bilincine vardıkça bir ebeveyn olarak, bunun (çocuğunuza yol gösteriyor ve onu tamamlıyor olmanız açısından) en büyük gücünüz ve (davranışlarının nedenleri sizden tamamen farklı olan bir çocukla karşı karşıya olmanız açısından) en büyük zayıflığınız olduğunu göreceksiniz. Bir başka deyişle bu bilgi, sizin doğru bir rehberlik ortaya koymanıza olanak sağlayacaktır. Ebeveyn olarak daha az dominant davranarak ve çocuğunuzun “kendisi” olabilmesi için onu cesaretlendirerek merkezde olmaktan feragat edecek ve çocuğunuzun büyümesi ve gelişmesi için kolaylaştırıcı ve geliştirici hale geleceksiniz.

 

  • Her şeyi gör, büyük bir dikkatle izle, biraz düzelt.”

 

 

  • Çocuklara tavsiye vermenin en iyi yolunun ne istediklerini bulmak ve onu tavsiye etmek olduğunu anladım.