Kalbin Gücü

Inline images 1

1991 yılında kurulan dünyaca saygın bir araştırma kurumu olan HeartMath Enstitüsü’nün duygusal yapı ve kalp ile beyinin birbirleriyle nasıl bir sistemle senkronize bir şekilde çalıştığı ile ilgili yaptığı araştırmaya göre…

Ezelden beri insanoğlu kalp organının, sevginin kalpten geldiğinin sembolü ve duygularımızın yuvası olduğuna inanmaktadır. Bunun için elimizde bir delil olmasa da, üstelik tıp ve modern bilimin ortaya koyduğu kalbin tek fonksiyonunun vücudumuzda kan dolaşımın sağlayan bir pompa olduğunun kanıtı biz insanoğlunu tatmin etmedi ve bu inancımızı yıkmaya yetmedi.
1991 yılında kurulan dünyaca saygın bir araştırma kurumu olan HeartMath Enstitüsü’nün duygusal yapı ve kalp ile beyinin birbirleriyle nasıl bir sistemle senkronize bir şekilde çalıştığı ile ilgili yaptığı araştırmaya göre; beynimiz bağımsız hareket etmiyor, gerekli sinyalleri kalbimizden alıyor. Bütün bilgiler sevginin en güçlü sembolü ve duygularımızın merkezi olan kalbimizden yayılıyor.

Bu Sistem Nasıl Çalışıyor?

Bu araştırmaya kadar, tıp ve bilime aksini savunacak bir çalışma yoktu. Yapılan araştırmada kalbimize odaklanılmış ve kalbin büyük bir enerji alanıyla çevrili olduğu ve çapının yaklaşık iki buçuk metre olduğu sonucuna varılmış ve daha da ileri gidilerek günümüzde kullanılan ölçeklerin çapı ölçmekte yetersiz olabileceği ve bu çapın daha büyük olduğu varsayılıyor. Dolayısıyla kalbimiz beynimizin oluşturduğundan çok daha büyük bir enerji alanına sahip. Bilim bunun tam aksini savunsa da kalbin insan vücudundan dışarı uzanacak kadar kuvvetli bir enerji yaydığını ispatlayan çalışmalar yapılmış.

Tıp ve modern bilime körü körüne inanmamakta haklı olduğumuz ortaya çıkmıştır. İnsan kalbinin etrafındaki manyetik alan sadece vücudun her hücresini çevrelemekle kalmaz vücudun dışındaki tüm alanları da kapsar. Kalbin elektrik akımı beyinde oluşan elektrik akımından altmış kez daha kuvvetlidir. Kalbin manyetik alanı ise beyninkinden beş bin kez daha kuvvetlidir. Demekki kalbimizle beynimizle yaydığımızdan çok daha büyük bir enerji yayıyoruz.

Peki bu ne işe yarar ve bu enerjiyi nasıl kullanabiliriz?

Kalbin oluşturduğu bu manyetik alan vücudumuzdaki diğer organlarla iletişim halindedir. Beyin ile bağlantılı çalışan kalp, beyne hangi endorfini ve hormonları salgılaması gerektiğini bildiren organdır. Beynimiz bağımsız hareket etmiyor, gerekli sinyalleri kalbimizden alıyor. Bütün bilgileri dağıtan organ kalbimizdir. Araştırmaların devamında bütün bilgilerin duygular aracılığıyla iletildiği bulunuyor. Duygularımız, beynimizin ve diğer organlarımızın o an neye ihtiyacı olduğunu biliyor. Bununla da kalmayıp elektomanyetik alanine, sadece duygularımız tarafından oluşturulmadığı buna kanaat ve düşüncelerimizide eklememiz gerektiği araştırmaların devamında ispatlandı. Kalbimiz düşünce ve duygularımızı elektromanyetik alan yaratan bir tür aracı olarak hizmet eder. Vücudumuzla sınırlı kalmayan bu manyetik alan bizi kuşatır ve herşeyle iletişim halindedir. İnançlarımız kalbimizin yaydığı bu enerjiyle dünya ile bir etkileşim halindedir. Kalbimiz inançlarımızı, duygu ve düşüncelerimizi bir titreşime dönüştürür ve iletilir.

Tüm bunlar bazı isteklerimize neden hemen kavuşup diğerlerine asla kavuşamadığımızı açıklıyor. Gerçekten inanmadan bir şeyi istemek bize hiçbir şey kazandırmıyor. İnanmadan hayal kurarsak sadece beynimizle elektromanyetik dalgalar yayıyoruz fakat duygularımızın çıkış noktası olan kalbimiz beş bin kat daha büyük bir kuvvetle dünyaya korku veya tereddüt duygusu yayar. Bu da daha güçlü bir enerji yaydığından isteğimiz gerçekleşmez.

İsteklerimizi duygularımızla desteklediğimiz zaman enerji daha büyük olur. Bir isteğimiz olduğunda buna canı gönülden sahip çıkmalı, inanmalı ve neşemizi kaybetmemeliyiz. Kızgınlık, mutsuzluk, tembellik duyguları kendi kendimizle kavga etmekten ve duygularımızı evrene gitmesine engel olmaktan başka bir işe yaramaz.

Ne demişler birlikten kuvvet doğar!

Gerçekten inandığımız herşey gerçekleşir çünkü bu inanç kalbimizden yayılan ve ölçülebilen en büyük enerjiye sahiptir. Bu enerji ister pozitif, ister negatif olsun büyük bir güçle dünyaya aktarılmaktadır. Sahip olduğumuz tüm duygu istek ve inançlarımız yaşama aktarılmakta ve aynı titreşimdeki enerjileri bulmaya çalışmaktadır. Bizim enerjimize göre herşey hayatımıza girer yani inandığımız herşey hayatımıza girer. Duygu ve düşüncelerimizin bizi var ettiğini, yaşamımızı ve geleceğimizi oluştururken ne denli önemli olduklarını unutmayalım.

Bir şeyi isterken sadece mantıkla değil kalpten istemeliyiz.