Almadan vermenin Hazzı – Nil Gün

 

Düzenlediğim “İletişim Workshop”una gelen katılımcılardan biriydi. Çok genç, çok güzel ve çok utangaçtı. Bende bağrıma basma isteği uyandırıyordu. Ağzında gümüş kaşıkla doğmasına rağmen ondaki tevazu ve çekingenlik tüm koruma içgüdülerimi harekete geçirmişti. Gerek ailesiyle, gerek arkadaşlarıyla sağlıklı bir iletişim kuramamanın eksikliğini yaşıyordu. İçsel ve dışsal güzelliğini göremiyordu.

 

Genç kız, sırayla tüm “Workshop”lara katıldı. Son “Özgüven Geliştirme Workshop”una geldiğinde depremin üzerinden iki hafta geçmişti. Grup üyeleri neler yaşadıklarını paylaşırken, onun deprem bölgelerinden birinde günlerini yardım etmekle geçirdiğini öğrendik; zorla, ağzından kerpetenle bilgi alarak. Yine mütevazıydı ama artık utangaç değildi. Varlığı bir ışık yayıyordu adeta.

 

Yapılan araştırmalar, gönüllü olarak hizmet veren, birilerine sadece vermek amacıyla (karşılığını almayı beklemeden) hizmet eden insanların bağışıklılık sistemlerinin güçlendiğini, tansiyonlarının normal seviyeye, kan dolaşımlarının sağlıklı hale geldiğini ve ömürlerinin uzadığını gösteriyor. Gönüllü hizmet haftada bir saat olsa bile.

 

Almadan verebilmek, kişinin kendisini iyileştiren doğal bir iksir. İyilik eden, aslında kendisine iyilik ediyor. Kendi bedenini, duygularını, düşüncelerini iyileştiriyor.

 

Alma duygusunun hazzını hepimiz biliriz. Birileri bize bir şeyler verdiğinde kendimizi değerli ve önemli hissederiz.

 

Verme duygusunun hazzı ise alma duygusunun hazzının en az on katı haz içeren ve iyileştiren bir duygu.

 

Verdiğimiz şey, dinleyen bir kulak, ayırdığımız zaman, sevdiğimiz bir obje, yürekten bir kucaklaşma olabilir. Kıstas, verdiğimiz şeyi yürekten verebilmek. İşte o zaman, kendimizi gerçekten değerli ve önemli hissederiz. Bu duygu kendini gerçekleştirme yolunda kişinin temel ihtiyaçlarından biridir.

 

Bu genç kız, özgüvenini hızla kazanıyor. Bir konuma gelerek, bir unvan kazanarak değil, hem depremzedelerle hem de çevresindeki insanlarla özünü paylaşarak.

 

Hayır, hayır. Kazandığı şey sadece özgüven değil. Özdeğerinin farkına varıyor, çevresinde ışığını yaydığı herkes de.

 

O, hala mütevazı. Ama utangaç değil. Billur sesiyle şarkılar söyleyerek çevresindekilere haz veriyor. Kendisinden sonra gruba katılan annesi, kızından çok şey öğrendiğini söylüyor. İş hayatında başarılı olan anne de ilk kez birey olduğunun farkına varıyor.

 

Bu çiçek gibi açan, içindeki güzellikleri birer birer sunmaya başlayan genç kızı çok seviyorum. O değerli bir insan.

 

Nil Gün